Dış politikayı ben de sizler gibi basından, politikacı dostlarımdan, strateji konusunda bilgi sahibi arkadaşlarımdan dinliyor, öğreniyorum. Duyduklarımızın aşağı yukarı benzer konular olduğunu sanıyorum. Ancak size, Ortadoğu ekseninde değil de, küresel ölçekte bir  bir konuyu yazsam, acaba nasıl bir muhakeme yaparsınız, mesela; “Dünya ekonomisindeki gücünü hızla artıran Çin, bir Doğu Afrika ülkesi olan Cibuti’de uzay havacılık ve askeri üssü kuruyor. Kızıldeniz’in doğal kapısı konumundaki Cibuti’nin Amerika’nın markajındabir ülke olmasına rağmen yapılan bu anlaşmayı nasıl değerlendirebiliriz?” desek…

Bakınız, zamanında, İttihat ve Terakki’nin dış ilişkilerden sorumlu paşalarından birisine, “Rusya ile ilişkileri nasıl tanzim ediyorsunuz?” diye sormuşlar. Paşa, “Gayet basit, onlar ne diyorsa tam tersini söylüyoruz, bu minvalde sürüyor” demiş!..

Patlaması muhtemel bir dünya savaşının tam göbeğinde yer alan bir ülke olarak, bu acemi politikaları hâlâ olgunlaştırmış sayılabilir miyiz?.. Yani öncelikle Suriye, destekçisi İran ve Rusya, sonrasında Amerika, Fransa, İngiltere, Almanya, Türkiye…herkes İŞİD’i düşman bellemiş, herkes ona karşı savaşıyor, ama bu örgüt dünyaya meydan okuyor!.. Yani, Soğuk Savaş dönemlerine benzer bir şekilde Rusya ve ABD kendi aralarında anlaşarak bölgeye yeni bir düzen vermeye çalışıyor, sizin bu projede bir yerinizin olacağını aklınız alıyor mu?...

Güney sınırlarımız tamamen dünya cephaneliğine dönmüşken, içeride PKK terör örgütü bölgedeki büyük şehirleri de ele geçirmek adına her türlü hainliği sergilerken, sıkıyönetimin, sokağa çıkma yasaklarının, yanan yıkılan ilçelerin, köylerin durumu ortadayken siyasetimiz ve onun temsil makamı parlamentodan bir ses duyabiliyor muyuz?..

Ortadoğu’da sadece Suriye ve Irak kargaşasına gömülmüş beceriksiz ve basiretsiz bir politik-siyasi karmaşayı elimize yüzümüze bulaştırmış ve o karmaşaya sebep olmuş bir ülke olarak, bölgeyi usul usul kuşatan süper güçlerin, Amerika’nın, Rusya’nın ve Çin’in hamlelerini takip edecek yetenekte bir siyaset gözlemleyebiliyor muyuz acaba?.. Bu yaşadıklarımıza rağmen, iktidar yanlısı gazetelerin “Türkiye’nin Suriye siyasetini eleştirmek vatana ihanettir” diye yazabiliyorsa, aklı selim insanlar olarak bunu kabul edebiliyor muyuz?..

Savaş tehlikesi ve facialar kapılarımızda yaşanırken, içerideki kamuoyu huzursuzluğu, sosyal çalkantılar, 17-25 Aralık olayları çerçevesinde başlatılan emniyet, yargı, bürokrasi, okullar, medya kovuşturma ve tutuklama dalgaları, varlıklarına kayyumlar vasıtalarıyla el konulan bankalar, sanayi kuruluşları varken, 2.5 milyon denetimsiz mülteci ülkemize dağılmışken özlediğimiz milli birlik ve beraberliğin bu olduğunu söyleyebiliyor muyuz?

Suriye’de, havadan Rusya’nın karadan da İran’ın desteğiyle Humus’un Esed rejiminin ele geçirmesi, Musul yakınlarındaki Başika’da eğitim amaçlı 80 askerimiz bulunurken, bu sayıyı 150 askere çıkarıp, “peşmergelerieğitmek maksadıyla” diye Irak yönetimine bildirmemiş olmamızı şiddetle reddedip bizi BM’e şikayet etmediler mi?..Hemen Ortadoğu’da Türkiye karşıtı bir cephe harekete geçmedi mi?.. Amerika hemen devreye girip, “daha fazla sorun çıkmasın, askerlerinizi derhal çekin” demedi mi?.. Rusya’nın, son uçak olayından sonra, “uçağımızın düştüğü güne kadar Türk uçakları Suriye sınırından içeri vızır vızırgiriyordu, şimdi buna izin vermiyoruz” dediği günden itibaren bir tek uçağımızın bile havalanmamasını nasıl değerlendirmeliyiz?..

Ankara’nın yıllardır uğraştığı, Kuzey Suriye ve Kuzey Irakta manevra alanı açacağı alanlara yönelik en güçlü hamleyi Rusya yapıp tüm denetimi havadan ele geçirmedi mi?.. Yıllardır Kuzey Irak’ta peşmergelere, Sünni Araplara, askeri ve istihbarî destekler vererek PKK’yı yakından takip etmeye çalışan bir “ağ kurmak” isterken, oradaki askeri varlığımızın uluslar arası şikayet konusu yapılması; Bağdat’ın Türk mallarına ambargo uygulaması, petrol anlaşmalarından dolayı Türkiye’ye kırgın ve kızgın olan Bağdat yönetiminin Rusya ile yaşadığımız krizi de fırsat bilerek ikili ilişkilerimizi zorlaması  bir hezimet değil de nedir?..

Bizzat Sayın Başbakanın, “uçağın vurulması emrini, Genelkurmay desteğinde ben verdim” demesi, ardından “Rus uçağı olduğunu bilseydik, durum farklı olurdu” ifadesi, “sınırlarımızın korunması konusunda angajman kurallarının herkese karşı tavizsiz uygulanacağı” hamaseti ve son olarak da Cumhurbaşkanının “olay, pilotların yanlış bilgiyle hareket etmeleri” mealinden sözlerini nereye koymamız gerekiyor?..

24 Kasım’dan yani Rus uçağının düşürülmesinden önce  Viyana’da yapılan görüşmelerde, ABD ve Rusya’nın ile birlikte  Suudi Arabistan ve Türkiye’nin katılımıyla müdahale başlamışken, şimdi ABD ve Rusya dışişleri bakanları John Kerry ve Sergey Lavrov’un Suriye ve Kuzey Irak’ın geleceğini birlikte kararlaştırmalarından sonra, Suriye, İran ve Irak ile birlikte Türkiye aleyhine bir cephe oluşturan Rusya, şu anda Türkiye’nin Ortadoğu’ya açılan tüm sınırlarını izole etmiş durumdadır. Yakın bir gelecekte bu ülkelerin hiçbirisiyle iyi ilişkiler kuramayacağımızı unutmayalım!

Kendi sınırlarımızdan çıkamadığımız gibi, savaş ülkelerinden kaçan 2.5 milyon mülteciyi denetimsiz, başıboş bir şekilde şu anda kabul etmiş durumdayız. Akdeniz’de, Ege’de yaşanan insanlık dramlarıyla da tüm dünyanın tepkisini çekiyor durumda olmamızın yanı sıra, “alın size 3 milyar Euro para, onların bize gelmesini engelleyin, sizde kalsınlar” diye “ucuz otel ülke” olmanın ayıbı da bir başka utançtır.

İktidarın, zamanında “monşerler” diye alay ettiği dış ilişkilerdeki politik yapının, şimdilerde çok daha geride kaldığını, söylemeye dilim varmıyor ama, neredeyse yerlerde süründüğünü görmüyor muyuz, yaşamıyor muyuz?

Önemli olan, dış politikada çok daha yapıcı hamlelerin, bu güç ve deneyimdeki aktörlerin etkisini gösterecek manevraları yapabilecek ve bütün bunları uygulayabilecek hükümetlerin olması gerekiyor. Önümüzde, “Yurtta Sulh, Cihanda sulh” diye yol gösterici bir insanlık ve barış kavramı varken, bunu başarmış bir insanın hatırası, yol göstericiliğindeki ışığı varken, bu içi boş külhanbeylik neyin nesidir?..

 

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner277

banner309

eticaret

Gümüş Kolye

Öğretmene hediye

Saat

valiz satın alın

konyalı saat