Yeniçeri'den, PKK ve Şike Yorumu !

MHP Ankara Milletvekili Prof. Dr. Özcan Yeniçeri’nin PKK’nın Asayiş Gücü Oluşturma İddiaları, Sporda Doping ve Şike Konularında değerlendirmede bulundu.

banner275

Yeniçeri'den, PKK ve Şike Yorumu !

MHP Ankara Milletvekili Prof. Dr. Özcan Yeniçeri’nin PKK’nın Asayiş Gücü Oluşturma İddiaları, Sporda Doping ve Şike Konularında değerlendirmede bulundu.

26 Haziran 2013 Çarşamba 14:16
Yeniçeri'den, PKK ve Şike Yorumu !
banner305
banner331
Öncelikle sözlerime Irak'ın Selahaddin kentine bağlı Tuzhurmatu’da düzenlenen saldırıda aralarında Irak Türkmen Cephesi Başkan Yardımcısı Muhtarloğlu'nun da bulunduğu 13 kişi ölmesi, 71 kişi yaralanmasını şiddetle ve nefretle kınayarak başlıyorum.

Şehit Türkmen kardeşlerimize Allah’tan rahmet, yaralılara da acil şifalar diliyorum. Irak’taki Türkmenlerin meselesine bigane kalan, hiçbir platformda gündeme getirmeyen ve onları gerekli ve yeterli desteği vermeyen AKP hükümetini de bu ilgisizliğinden dolayı kınıyorum.

Diğer yandan AKP’nin görmezlikten geldiği, yok saydığı Doğu Türkistan’da Müslüman Türklere karşı Çin güçleri tarafından saldırı düzenlenmiş 21 Doğu Türkistanlı kardeşimiz hayatını kaybetmiştir

AKP iktidarının BOP’un değil Müslüman Türk Milletinin yanında yer alması için bir kez daha uyarıyor şehit olan bütün soydaşlarımıza baş sağlığı diliyorum

PKK Gemiyi Azıya Aldı

Pazartesi günü yaptığımız basın toplantısında aynen şunları söylemiştik: “Terör örgütünün çekilme görüntüsü yaratması ya da sınırın Irak tarafına çekilmesi kendi içinde büyük bir oyundur. Terör örgütünün sınırın diğer yanına ancak sembolik bir takım unsurları taşınmıştır. Gerçekte PKK’nın silahlı çeteleri, bir kısmı yöre köylerine bir kısmı kentlere inmiş, diğer bir bölümü pusuya çekilmiş, araziye uymuş, elleri tetikte olanı biteni izlemektedir.

Yaklaşık iki aydır, çekildi, çekiliyor, çekilmek üzere denilen terör örgütü mensupları nasıl oluyor da askeri araçlara saldırabiliyor, şantiye basabiliyor? Diye sormuştuk.  

Hükümet PKK’nın “çekiliyoruz” şeklindeki taktik söylemlerine güvenerek bölgedeki askeri birliklerin yerlerini değiştirmesi, güvenlik zafiyeti meydana getirmiştir. Yıllardır sağlanamayan sınır güvenliği bu durumu daha da vahim hale getirmiştir, demiştik.


Bölgeden ve stratejik noktalardan PKK’dan daha çok TSK’nın çekildiği çok açık bir biçimde ortaya çıkmış bulunmaktadır. Hükümet, bölgede olanı biteni görmezlikten geliyor. Devletin güvenlik güçlerini sistemli bir biçimde bölgeden çekiyor ve bölgeyi PKK/KCK’lı milislere sessiz-sedasız bırakmış oluyor.

PKK Asayiş Gücü Oluşturmuş, Kimlik Kontrolü Yapıyor!

Dün gazetelere “PKK’nın, Şırnak'ın Cizre ilçesinde 'asayiş' birimleri oluşturduğu, yol kesip kimlik kontrolü yaptığı” yolunda haberler düştü.. PKK'lılar tarafından kurulduğu belirtilen YDG-H adlı grup, Cizre'de tören düzenlemiş. Askeri düzen içinde sıraya girmiş görülen PKK'lıları vatandaşların izlediği de anlaşılmıştır. Abdullah Öcalan'ın fotoğrafı ve PKK bayraklarının açıldığı törende yüzleri maskeli ve tek tip kıyafetli PKK'lılar yemin edip asayiş teşkilatının diplomasını almışlar!


PKK’nın Demokratik Kurtuluş ve Özgür Yaşam İnşası!

Yüzü kapalı PKK'lılar tarafından aşağıdaki bildiri okunmuştur: "Diyarbakır'da Nevruz kutlamalarında ilan edilen demokratik kurtuluş ve özgür yaşamı inşa hamlesiyle birlikte yılların özgürlük mücadelesi yeni bir sürece girdi. Kürt ve Kürdistan'ın varlığının kabul edilmeye başlandığı bu süreçle birlikte temel mücadele alanının yeni özgür yaşamı inşa etme olacağı kesindir. Bunun ilk ve temel ayağı şüphesiz öz savunmadır. YDG-H olarak öz savunma endeksli asayiş güçlerini oluşturmayı tarihsel bir sorumluluk olarak üstleniyoruz". Üniformalı PKK'lılar daha sonra şehir merkezinde yol kontrolü yapmış, lastik yakıp yolu trafiğe kapatan gruba polis müdahale etmiştir.

 
Şırnak Valisi Vahdettin Özkan, Cizre'nin Nur Mahallesi'nde önceki gün akşam saatlerinde çoğunluğu küçük yaştaki çocukların oluşturduğu bir grubun, yola barikat kurup eylem yapmaya çalıştığını söylemiş. Güvenlik güçlerinin anında müdahale ederek grubu dağıttığını belirtmiştir. Vali Özkan, "Söz konusu haberdeki fotoğrafın başka yerlere ait olduğunu düşünüyoruz. Konuyla ilgili araştırmamız sürüyor" diye konuşmuştur.

Hükümet, sözde çözüm süreci ve barış adına olanı biteni halktan saklıyor. Vali ise ortaya çıkan fiili durumu görmezlikten geliyor, küçümsüyor ve hedef saptırıyor. Medyaya düşen görüntülerin başka yerlere ait olabileceği şeklinde yanlış bir kanaat ortaya koyarak zevahiri kurtarmaya çalışıyor.

Mızrak çuvala sığmaz hale gelmiştir. Bölgede yaşananlar dehşet vericidir. Güneydoğu Anadolu Bölgesinde PKK/KCK/DTK fiilen devlet örgütlenmesini tamamlamış durumdadır. 

Hükümet ya Gerçek Anlamda Hükmetmeli ya da Çekilmelidir!

Buradan AKP iktidarını ve hükümete bir kez daha seslenmek istiyorum.

Ey AKP İktidarı,

Terör bitti, teröristler sınırın öte yanına geçti diyerek halka yalan söylemeye utanmıyor musunuz!

Cizre’de teröristler Yurtsever Devrimci Gençlik Hareketi adı altında asayiş birimleri kurduğu ve kimlik kontrolü yaptığından haberiniz yok mudur?

Diyarbakır’da “Kuzey Kürdistan Birlik ve Çözüm Konferansı” düzenlendi, farkında değil misiniz?

Güneydoğu Anadolu Bölgesinin adı Kuzey Kürdistan olarak ilan edildi, duymadınız mı?

Bölücüler, ‘kendi kaderlerini tayin etme hakkı’ elde etmeye çalıştıklarını ifade ettiler okumadınız mı?

DTK adını, “Ulusal Meclis” olarak değiştirip TBMM’ye karşı alternatif meclis oluşturdular farkında değil misiniz?

İrade bizimdir, özerklik, federasyon ya da bağımsızlığı istediğimiz gibi ilan ederiz söylemlerinin ne anlama geldiğini bilmiyor musunuz?

Dört parçalı Kürdistan üzerinden Pan-Kürdizm hedefinden bahis ediliyor, size göre bu gelişmeler normal mi?

Bütün bunların ne anlama geldiğini anlamıyor musunuz?

Çözüm dediğiniz şeyin çözüme son veren çözülme olduğunu öğrenmediniz mi?

Hükümet ya bölgede gerçek anlamda hükmetmelidir ya da milletin önünden çekip gitmelidir!

Sporda Doping ve Şike!

Sporda yaşanan doping ve şikenin diğer alanlarda yaşanan yozlaşma, yabancılaşma ve çürümenin izdüşümü olduğunu görmek gerekir. Spor gibi bir estetik, erdem ve arınma alanında yaşananlar üzerinde fazlasıyla durulmayı hak ediyor.

Perşembenin gelişi çarşambadan belli olduğu gibi spor alanında daha önce yaşananlar da bugünün işaretini vermişlerdi. Spor konusunun yalnızca bir şike konusu olmadığı, çok derin ve çok boyutlu yönlerinin olduğunu özellikle hatırlatmak isterim.

Gençlik ve Spor Bakanı Sayın Suat Kılıç’a yönelttiğimiz halterde 2002 ile 2012 yılları arasında dopingli kaç sporcu vardır? Sorusuna verilen cevapta 2002, 2003 yıllarında halter dalında dopingli sporcu olmadığı, 2004’de bir, 2005’de bir, 2006’da bir dopingli sporcuya rastlanırken, 20012 yılında 15 sporcunun dopingli olduğu belirtilmiştir. 2012 yılında neredeyse takımın tamamının dopingli olduğu anlaşılıyor.

2012 yılının adeta Halterde doping yılı olmasının,  nedenlerinin ne olduğu üzerinde durulması gereken bir husustur.

 

Diğer yandan yine Bakan Kılıç’a sorduğumuz bir soruya verdiği cevapta Hacettepe Üniversitesindeki doping kontrol merkezinde de doping işlemlerinin hatalı yapıldığı ve hatalı doping kontrolü yapanlarla ilgili olarak çeşitli tahkikatlar ve işlemler yapıldığı ifade edilmiştir.

Sporcuların doping yaptığı, yöneticilerin bunu teşvik ettiği ya da farkında olamadığı, doping kontrol merkezlerinde çalışan bilim insanlarının işlerini hatalı yaptığı bir yerde dopingin olması değil olmaması anormal görülmelidir.

Spor ile ahlak ve estetik arasında doğrusal bir ilişki vardır. Bu üç unsur arasındaki bağlantının kesildiği yerde her türlü yanlışlık yapılabilir.

Sporda başarıyı amaç haline getirmek durumu Makyevelist bir sürece sokar. Bu süreç de dopingi ya da şikeyi doğurur. Bu nedenle sporda başarıyı ahlakın ve erdemin aracı olarak görmek ve değerlendirmek gerekir.

UEFA, Türk futbol kulüpleri için ağır cezalar verirken, Avrupa’nın bazı takımları için “hafifletici koşullar” gerekçesiyle ceza dahi vermemesi de düşündürücüdür. Ancak burada sorun ceza almak ya da almamak değildir. Burada önemli olan Türk kulüplerinin şike ya da doping ile suçlanmış olmasıdır.

Türk sporu süratle şaibe ve tartışılır olmaktan çıkarılmalıdır. Burada herkese büyük bir görev ve sorumluluk düşüyor.

Kulüpler ve spor alanları bir güç ve zenginlik devşirme alanı olmaktan çıkarılmalıdır. Özelde spor kulüplerinin genelde ise Türkiye’nin imajını infaz eden doping ve şike suçuna bulaşmış olan bütün unsurlar kayıtsız şartsız bu alanlardan çıkarılmalıdır. Türk sporunu süratle şaibeden ve kirlilikten ayıklayacak tedbirler alınmalıdır.

Spora, sporun dışında anlam ve işlev yükleyen yönetici ve sporculardan Türk sporu temizlenmelidir.

Kaynak: Haber29.NET

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner333

banner329

banner309

Özel günlerde sevdiklerinize Hediyelennden hediye alabilirsiniz.