SATRANÇ
         Dünyanın Değişen dengesinde ve Yeni Dünya Düzeninde 30 yıldır konuşulan tüm stratejik teoriler yavaş yavaş hayata geçiriliyor.21. yüzyılda politik dengenin nasıl yürüyeceği ve ülkelerin nasıl idare edileceği konusunda ortaya atılan tüm tezler hızla hayat buluyor.
          ABD de Cumhuriyetçilerle Demokratların, Sovyetler Birliğinin dağılmasından bu yana Ulus Devletlerle Küresel Sermayenin Siyasi Hedeflerinin çıkar çatışmasında her gün yeni bir hamle seyrediyoruz. Sykes-Picot la Dünyanın Merkezini son derece kötü örülmüş bir duvar gibi inşa eden İngiltere hegemonyasının yüzyıllık sistemi yeniden şekillendiriliyor
             Çünkü Duvarın düşen bir tuğlasının yerine yapılan örme yama her geçen gün yeni bir müdahaleyi daha zorunlu hale getiriyor. Soğuk Savaş Dönemiyle Küba’dan Kore’ye inşa edilen düzen ve Soğuk Savaş rekabeti yerini Ulus devletlerle Uluslararası Sermayenin mücadelesine sahne olan yeni bir düzene doğru hızla terkediyor.Özellikle Londra ve WALL STREET merkezli basında Dünyayı 90’larla son bulan Çift Kutuplu sert dengenin yerine Küresel Egemen Sermayenin yönettiği ‘’Bölgesel güçlerin’’ idare etmesi gerektiği ( BRİC: Brezilya,Rusya,Hindistan,Çin,Türkiye) fikrine yönelik tezler fazlasıyla ısındırıldı
           İsrail’i getirip Ortadoğu’nun kalbine yerleştiren, Arapları Arap Milliyetçiliği ile aralarında oyalayan, Türkiye’yi İsrail’le ilişkilerini bozmamak üzere kurgulayan ve devletliğini ilk tanıyan ülkeler arasına sokan, Suriye ve Güney Kıbrıs Rumları ile Akdeniz’e, PKK ile Irak’a, Ermenistan ile Orta Asya’ya doğru her ihtimale karşı oluşabilecek bir Türk Yürüyüşüne tampon uygulayan, Yunan-Rum ve Ermeni Diasporasıyla Dış Politikada hedef şaşırtıp ölçek küçülten İngiltere ve sermayenin siyasi organizasyonu Her fırsatta dile getirdiği ‘’Yeni Dünya Düzeninde’’ ülkelere biçtiği rol noktasında Rusya da uğradığı hezimeti tekrar yaşamamak için yeni hamleler peşinde
         Bu hamlelerden en yenisi ve dahi hayati derecede dengeleri yerinden sarsacak olanı:Suudi Arabistan Petrol üretiminin 10 katına çıkarılması ve Petrol fiyatının düşürülmesi… Çünkü Dünya Sovyetler Birliğinin dağılmasından hemen öncede benzer bir hamleyi seyreder.85’te Dünyanın en büyük petrol ihracatçısı Suudlar petrol üretimini günde %500 artırma kararı alır. Rusya döviz krizine girmemek için Petrol ve Doğalgazı yok pahasına satmaya başlasa da yıllık 30 milyar dolar zararı engelleyemez ve aslında SSCB’nin çözülüşünün temelleri o günlerde atılır.
          Boris Yeltsin dönemiyle birlikte Rus Enerji Piyasası, Bankacılık ve Medya sektöründe ciddi yol kateden Siyonist Sermaye PUTİN’İn Yahudi Oligarklara savaş açmasıyla birlikte belki de yüzyılın en ağır yenilgisini yaşadı. Abramovich’e açılan soruşturma, Yukos Petrol Şirketinin sahibi Hudorkovskinin tutuklanması, Berezovsky’nin yurtdışına kaçması: Türkiye’de Erdoğan’ın olduğu gibi PUTİN’inde Özellikle İngiliz ve ABD hakim Yahudi basınında DİKTATÖR suçlamalarına maruz kalmasına neden oldu.Ayrıca Abramovich’in soruşturma açıldığı günlerde Chelsea’yi satın alması,Hudorkovskinin serbest bırakıldıktan sonra Soluğu Berlinde alması,Berezovsky nin sığınma talebine İngiltereden olumlu yanıt gelmesi konunun ayrı bir ironisi. Siyonist Şirketokrasinin Rusya Yenilgisinden sonra; Kuzey Enerji güzergahında kilit ülke konumunda olması Ukrayna’ya Ünlü Yahudi Spekülatör George Soros’un Enerji Zengini Kraliçesi Yuliya TİMOŞENKO ile TURUNCU devrimi getirdi. Ukrayna’daki PUTİN-SOROS  mücadelesi: Timoşenkonun 2011 yılında cezaevine gönderilmesi,2014’te yaşanan iç çatışmayla bir çok Soros Vakfını denetime sokan ve Rusyadan yana tavır alan,İMF yerine Rusya ile 15 Milyar Dolarlık borç ve gaz anlaşması yapan Yanukoviçin ülkeyi terketmesi ve Rusyanın Kırımı İlhak etmesiyle yeni bir boyut kazandı.Kiev olaylarında onlarca Ukraynalı hayatını kaybederken cezaevinden çıkan Timoşenko yaşananları özetliyordu: "Soros'un söylediklerini uygulamam benim için büyük bir gurur. O geleceği gören büyük bir kişi"…
            11 Eylülde startını El-Kaide kılıfıyla Milli ABD’nin verdiği Ulusal Sermaye-Küresel Sermaye, arasındaki çıkar çatışması bölgesel güç niteliği teşkil eden tüm ülkelerde etkisini gösterdi. Ukrayna ile birlikte Brezilya, Tayland, Venezuela ve Türkiye’de de benzer gösteriler yaşandı. Brezilya da 20 Sent ve Sirke Devrimi, Ukrayna’da Turuncu Devrim, Gezi olaylarında Ağaç, Diktatör vb.… laboratuvarda üretilen ayaklanmalar aslında tek bir hedefe yönelikti: Yeni Dünya Düzeninde Özellikle Petrol,Doğalgaz,Değerli Maden pazarı güzergahında stratejik öneme sahip Ülkeleri ve hükümetlerini: İngiltere ve Siyonizm’in siyasi organizasyonu: Soros görüntüsü gibi aslında tek bir merkezden yönetilen güçlü şirketlerin beslediği kişiler, Medya, emme basma tulumbası Bankaları ve vakıfları aracılığı ile yönetilebilir, yönlendirilebilir hale getirmek. Dikkatle Brezilyada yaşanan mücadele Soros Vakıfları-Hükümet mücadelesini gözler önüne serdi. Türkiye’de Boynerlerin de üyesi olduğu Sorosun Açık Toplum Enstitüsünü buraya dipnot düşelim
         Gezi olayları ve 17 Aralık operasyonuyla aslında Atlantik’ten Pasifik’e kayan yeni eksenin denge noktası Türkiye hedef alındı. Nihai hedef; Çinin Hong Kong kentinde Jin Mao Tower la,ABD-Wall Street ve World Trade Center’a alternatif bir denge mekanizması hedefleyen Uluslararası Sermayenin Rusya yenilgisi ve Ukrayna mücadelesinden sonra Ortaasya ve Ortadoğuya yönelik politikalarının geçmişte olduğu gibi köprü vazifesini görecek bir Türkiye Cumhuriyetinin yeniden inşa edilmesiydi.
          Türkiye’nin onların tabiriyle Siyasal İslam’la başlayan; İsrail’e yönelik sert tutumunun doğal getirisi: Arap halklarının sempatisi, Ortadoğu ülkeleriyle yürüttüğü sıkı ilişkiler, Kürt ve Alevi vatandaşlarına yönelik bütünleştirme çabaları ve Basra-Körfez hattında artan etkisi, Rusya ile Stratejik ortaklık, Muhammed Mursi ile yakınlaşması sonrası Türkiye-İran-Mısır üçgeninde önce Mısır kartı pasifize edildi. İngiltere’nin eski Başbakanı Tony Blair’in şuan danışmanlığını yaptığı Abdul Fettah El-Sisi kanlı bir darbeyle iş başına getirildi. Gazze’nin can damarı Refah sınır kapısı kapatıldı,Mursinin millileştirdiği İsmailiye, Port Said ve Süveyş limanlarının kapıları yeniden açıldı. Üçgenin bir diğer noktası İran’a uygulanan Ambargoyu delen Türkiye 17 Aralık girişimiyle aslında hayırlı bir iç hesaplaşma dönemine girdi.Ilımlı İslam,Siyasal İslam vb.. ABD nin Büyük Ortadoğu Projesinin aracıları olmakla suçlanan hareketlerin samimiyet testi ve yüzleşmesine vesile oldu. 
       Gezi Olayları ve 17 Aralık Girişiminin üzerine Adalet ve Kalkınma Partisinin Yerel Seçim Zaferi ve Cumhurbaşkanlığı ile Kritik iki seçimide üstüste tamamlayan ve yola devam eden Türkiye’ye karşı Kuzey Irak-Türkiye ortaklığı ile petrol gemilerinin Cebeli Tarık’a ulaşması ve İtalya’da Rus Şirketi Rosneft tarafından satın alınması, Doğu Akdeniz Enerji hattında yeni bir hamleyi beraberinde getirdi: IŞİD… Sünni Propaganda ile Mezhep Devleti kuracağını iddia eden ve anti-şii propaganda yapan bu örgüt AB’nden toplanan paralı askerler ve istihbarat elemanları aracılığı ile petrol noktalarını ele geçirdi. Arap Baharından sonra Nasırcı-Baasçı çoğunlukla ABD yanlısı tek adam liderliklerinin çözülmesi ile yeni Misyonu Kuzey Irak Petrol Pastasında sarsılan dengelerde yeni bir bölüşüm mekanizmasının hayata geçirilmesi olsa da Petrolün varilini 12 dolardan İngiliz Şirketlerine sözde satıyor olması tek başına kuruluş gayesini anlatmaya yetiyor aslında. Suriye’de Esed’inde neden ısrarla gitmediği bu sayede ortaya çıktı; Yeni kurulacak taşeron örgütün geçiş yollarında emniyeti sağlamak.IŞİD nedense Sünni Propaganda yapıp Şii Malikinin tüm silahlarına çatışmadan, savaşmadan el koymasına rağmen (Maliki bırakıp kaçmıştır) Nusayri-Şii Esed’le hiç ters düşmedi. Suriye ordusundaki Rus etkiside durumun daha karmaşık bir hal almasına neden oldu.Her ne pahasına olursa olsun Avrupa Gaz pazarını kontrolden bırakmak istemeyen Rusya Doğu Akdeniz emniyetini bu sayede kontrol altına aldığını düşündü ve Suriye üzerinden olası bir Katar-Türkiye ortaklığına karşı Akdeniz Enerji Koridorunda temkinli çekingenlik sergiledi. 
         SSCB nin dağılmasının temelleri olarak görülen Suudi Arabistan Petrol üretiminin bugün yeniden 10 katına çıkması ve Petrolün 8O Dolar Psikolojik alt sınırının altına düşmesi 29 yıl aradan sonra ve özellikle Putin dönemindeki renkli mücadelelerin ardından ( Turuncu Devrim ) Küresel Sermayenin Rusya RESTİ ve gelecek döneme dair belkide son 30 yılın önemli hamlelerini ve ipuçlarını beraberinde getirecektir.Çünkü Rus Yetkililer şimdiden petrol fiyatlarının düşmesi ile Rusya Doğalgazının peynir muamelesi göreceğini söylemeye başladı.Suud petrolü fiyatı düşmeye devam etmesi durumunda 4 haftada 40 Milyar Dolar zarar açıklayan Rus Ekonomisi Avrupa Pazarını kaybetmek zorunda kalacak.Üstelik en başından emniyet görevi gördüğünü düşündüğü Suriye ve Esed’te bu planın içine dahil edilmek isteniyor. Suudi Arabistan,Katar,Irak,Suriye ve ikna edilirse Türkiye üzerinden Avrupa Pazarına ulaşacak ucuz Arap petrolü İran-Rusya ve Çin-Venezuela Stratejik ortaklığına da darbe vuracak.Çin’in tek başına Rusyanın Enerji pazarını karşılayacak kapasiteye sahip olduğu görülsede Çin de konuşlanan hakim küresel sermayenin buna ne derece müsaade edeceği ve Çinin etrafındaki alternatiflerden hangisini tercih edeceği tartışılır.
             Bu ,PUTİN’İn Kırım ve Abhazya yı kontrol altına alarak Karadeniz de otoritesini pekiştirmesine rağmen; Mc Donalds’ı Rusya’dan kovmasından ve Oligarkları birer birer cezaevine göndermesinden daha büyük ve kritik bir hamle anlamına geliyor.Aynı zamanda bu denklemden yana tavır alan bir Türkiye Şangay Beşlisi gibi OrtaAsya merkezli yada Çin-İran-Rusya-Türkiye-Endonezya gibi Pasifik merkezli bir işbirliği ve tavır ortaklığından da soyutlanmış olacak.En önemlisi 11 Eylül’den bu yana Obama-Putin ve Erdoğan arasında kurulduğu söylenen Küresel Sermayeye karşı ortak tavır, Azerbaycan ve Asya Türk Cumhuriyetleriyle Enerji İş Birliği anlaşmaları ( TANAP ) tam ortasından yara almış ve ABD –Rusya rekabeti Denge noktası Türkiye üzerinden eski Soğuk Savaş genetik kodlarına döndürülmüş olacak. Üstelik son dönem İsrail-Suriye politikalarında ısrarla aleyhte söylem geliştiren Türk Dış Politikası kendisiyle çeliştirilerek Enerji Pastasından ağzına çalınmış bir kaşık balla geçiştirilmeye çalışılacak.Bunun tam Tersi tavır da Obamanın ABD si ile yapılan Stratejik İttifakı sonlandırmakla birlikte Olası bir AB-ABD-İngiltere-Küresel Sermaye Karşı ittifakını kapımızın önüne bırakacak.Yani Türkiyenin tüm hamleleri çıkar çatışmasının taraflarını ve dengelerini tümüyle yeniden belirleyecek nitelik arz ediyor.
             Tüm cephelerin denge noktası; Sosyolojik(Alevi-Kürt)-Psikolojik( Ortadoğu ve Asyayı yönetme ideali) ve Politik anlamda iç bütünlüğünü sağlamış ve olgunlaştırmış bir Türkiye Cumhuriyeti tüm dengeleri belirleyecek tarihi kapasiteye sahip olmakla birlikte ve tüm bu dengelerin karşı ittifakına sebep olabilecek Risklerle de karşı karşıya…Zaten Cumhuriyetten bu yana tüm siyasi ve stratejik tartışmaların temelinde yatan ana sorunsal budur. Türkiye Risk alıp büyümelimi? Yoksa 12 yıl öncesi olduğu gibi Yunanistan-Rum Cumhuriyeti-Ermenistan ve PKK hattına sıkıştırılmış, Sermayenin uzantısı güçlü aileler ve İMF ile Politik-Ekonomik  karmaşası körüklenmiş; Toplumsal zenginlikleri tüm bu büyük fotoğrafın birer koz kartı haline getirilerek ayrıştırılmış bir görüntü sergileyerek, Enerji ve Çıkar çatışmalarının köprü vazifesinimi icra etmeli?
           Görünen o ki tarihin 17. Büyük devleti artık savunma ve korunma politikasından,saldırı ve hücum politikasının sonuçlarına doğru hızla ilerliyor ve eski Savunma reflekslerinin kalıntılarını hızla tasfiye ediyor.Gezi olaylarında Post-Modern celali isyanlarının provasını yapan karşı ittifak 17 Aralık’ta Türkiye içi son koz kartını sürdü ve kaybetti.Bu kayıpla birlikte Türkiye büyümelimi? Büyümemelimi? Sorusu yerini Büyüyen bir Türkiyeyi kimin yönetmesi gerektiği sorusuna bıraktı. Anadolu ve Arap sermayesi ile yürütmesi güçlendirilmiş( Başkanlık) Milli Bir Türkiye’mi? Yoksa ABD misalinde olduğu gibi güçlü 10 aile tarafından süperleştirilmiş bir Türkiye’mi?
         Ortadoğu Satrancında ve Bölgenin kasırgalı,bol entrikalı coğrafyasında Eğer Sınırlarınızda Sorun Varsa, Bunu Gidermenin Tek Yolu, Sınırlarınızı Genişletmektir’’ tarihi referansıyla hareket eden ve   artık yapacağı hamleler dört gözle izlenen Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Aziz Anadolu Milleti dün olduğu gibi bu günde, yarında en doğru kararı verecektir.
Necmettin Mutlu- Kasım 2014
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner277

banner309

eticaret

Gümüş Kolye

Öğretmene hediye

Saat

valiz satın alın