Hakikatlerden uzak bir yaşam tarzına gebe kalırsak, doğacak çocuğa isim koymakta zorlanacağımız aşikâr. Dünü unutup, yarını bugün için feda etmek,  bireyde başlayan çürümenin kısa bir zamanda topluma sirayet edeceğine işarettir. 

Günü kurtakmak için, yalakalık ve şakşakçılıkta çığır açarsak, zamanla dopingli olduğumuz anlaşılır verilen bronz madalya geri alınır ve sap gibi kalırız ortada...  Sonrasında o kapı senin bu kapı benim derken süpürgeden farkımız kalmaz, dün haksızlıkla “yediğimiz hurmalar günü geldiğinde bir yerlerimizi tırmalar” ben ocu değilim bucu değilim diye kimliğini ispatlamaya çalışırken, süit! bir ortamda esfel-i safiline doğru biletimiz kesilmiş olur. 

İnsanoğluna yapılan en büyük kötülük; insanları ocusun bucusun diye ayrıştırarak, etnik, mezhep ve meşrep kavgalarını körüklemek,  kısaca inanalar arasına tefrika sokmaktır. 

Üstünlüğün sadece ve sadece takvada olduğuna inanıyorsak, o culuk bu culuk ağzını terketmeliyiz. İslam Coğrafyası bugün Kerbelâ’ya dönüşmüşse bunun tek sebebi vardır. Birlik beraberliğimizi ve kardeşliğimizi günün menfeatlarına feda etmemizdir. Yapılan bu ayrımcılık ne adına yapılırsa yapılsın bizleri kin, nefret, suçlayıcı, ötekileştirici bir tavır içine sokuyorsa, bilelim ki bunun ne toplumumuza, nede geleceğimize bir faydası var. 

Kafayı çok yorma! Emmoğlu, Emmi Kızı,... aslında biz Kerbelâ’yı anlasak kâfi. Çünkü; Kerbelâ hakkın, adaletin, erdemliğin, vefanın, kardeşliğin, birlikteliğin, söze sadık kalmanın,... yapı taşlarını oluştururken aynı zamanda  haksızlığın ve zülmün karşında bir elif gibi dik durmayı öğretmiştir bizlere. 

Günümüzün Kerbelâ’sında ne mutlu bir elif gibi dik duranlara, çok yazık tüfeyli gibi yaşayan insanlara. 

Tarih boyunca bizleri ayakta tutan güç, inancımıza ve kardeşlik hukukumuza sımsıkı bağlı kalmamızdır. Dar’a düştüğümüz zamanlara bir bakın,  ayrımcılık, o culuk bu culuk, bizdensinlik, sokaklarımızda kol geziyordur. Sahi hiç düşündük mü neden bu ayrıştırıcı dil neden bu zehir kusan agız, kimin değirmenine su taşıyor bu ihanet kervanı. 

Gelecek cevapları duyar gibiyim, ula yoh öyle bir şey, millet olarak  luna parktayız tramboline çıhtıh sıçrıyoruzya, birileri bizi gısganıy!!!  sevsinler,.... 

Ya da iş icabı öyle olmak zorunda, arkadaş kurbanıyım diyenler, sahte hoca bizi kandırdı diyenler,... 

Yaşadığımız zamanı çoğumuz ahir zaman olarak görüyoruz, bu zamanda hayat sürmek, mucadele etmek, ibadet etmek kolay değil, sanırım bizde zoru yaşamaktansa kolaya kaçıyor, hangi ağaç güçlü ise heybetli ise onun gölgesine duruyor onun tabiatına bürünüyoruz. Yani kendimizi değil onu yaşıyoruz, ruhumuzu adeta riyâkarlığın rengine boyuyoruz.   

Ve gerçek olansa” Cesaret zafere, kararsızlık tehlikeye, korkaklık ise ölüme götür” zaten biletimiz kesilmişti buyurun cenaze namazına. 

Soranlar muhakkak oldu sen necisin gardaş, Ben İ’lâyı Kelimetüllah  Davasının Bir Neferi, Türk İslam Ülküsünün Gönül Eriyim. 

Allah’ın Selamı Bereketi Üzerinize Olsun.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner277

banner309

eticaret

Gümüş Kolye

Öğretmene hediye

Saat

valiz satın alın

konyalı saat