NASIL BİR REKTÖR, NASIL BİR ÜNİVERSİTE?

Aslında 8 yıldır her yılsonunda yazılması gereken bir yazıydı bu yazı. Bu güne kısmetmiş. 1-2 gündür Gü'nin web sayfasını açtığınızda karşınıza çıkan kamuoyu açıklaması içerik ve şekil olarak bu yazıyı kaleme almaya sevketti beni. 

Değerli okurlar, bir akademisyen olarak, bir Gümüşhaneli olarak, bir Gümüşhane sevdalısı olarak, KTÜ’de öğretim üyesi olmama rağmen haftanın 3 gününü şehrimde halkla, sanayi işletmeleri ile, Gümüşhane Üniversitesinin (GÜ) personel ve öğrencileri ile geçiren biri olarak bu yazıyı kaleme alıyor, özetle ifade etmeye çalışıyorum…

2008 yılında kurucu rektörünün atanması ile uzun soluklu yolculuğuna başlayan GÜ sekizinci yılının sonunda ikinci rektörüyle önümüzdeki günlerde tanışacak. Peki nasıl bir rektör, nasıl bir üniversite bu şehre, bölgeye, ülkeye ve bilime katkı sağlar, sığ bir döngüden kurtarır…

Rektör üniversitenin yöneteni, başı, aklı, zihni, ufku ve en önemlisi de öngörüsüdür.

Üniversite sistemi öğrenci, öğretim üyesi ve altyapıdan ibaret bir sacayağıdır. Bunlardan biri eksik olursa aksar bu sistem…

Öğrenci kısmı malumunuz… İdeal rektör ekibiyle (!) popülist politikalardan ari bir şekilde bölge dinamikleri ile istişare ederek, bölge ve ülke öncelik/ihtiyaçları doğrultusunda bölüm tekliflerini kalın dosyalar halinde belirler, bu dosyalar içerisine yine yerel dinamiklerin de ihtiyaç/öncelik verilerini ekleyerek Yök’e sunar, onay alırsa açılan bölümleri öğrenci tercih eder, üniversiteye gelirler. Etmezse bölümler öğrenci almadan dondurulur. Bu minvalde GÜ öğrenci sayısı itibariyle başarılı bir ivme göstermiştir.

Ancak olaya şu boyutla bakmak gerekir. Açılacak bölümlerin neler olacağı ve kapasitesi ile öğrencinin konaklama sorunu ve şehirle entegrasyonu da dikkatle planlanmalıdır. Geçmiş 8 yılda planlamanın tek merkezli şehir dinamikleri ile istişaresiz yapıldığı aşikârdır.

Şehre gelen öğrenciler şehrin misafirleridir ve misafir hürmeti hakeder. Konukseverlik burada devreye girer. Öğrenciyi bir müşteri olarak değil, misafir ve mezuniyet sonrası bir elçi olarak görmek gerekir. Bu anlamda şehrinde mutlaka kusurları olmuştur. Tıpkı İstanbul ve Ankara gibi şehirlerde olabileceği gibi.. Bu durumu istismar eden tek tük esnaf/ev sahibi Gümüşhane’nin bütününü temsil edemez tabi.

Gelelim öğretim üyesine: Doktora eğitimini tamamlamış öğretim elemanlarıdır ki, bunlar Dr., Yrd.Doç.Dr, Doç. Dr ve Prof.Dr. ünvanına sahip personeldir. Geçmişte teknik bir üniversitenin bir birimini, mühendislik fakültesini bünyesinde barındıran GÜ’deki öğretim üyesi sayılarını Yök’ün 2015-2016 eğitim öğretim yılı için yayınladığı yükseköğretim istatistiklerden sizlere aktarmak isterim. Tabi bunu yaparken de aynı yıl kurulan üniversitelerle kıyaslayacağım. Tabloya bakarken akademiayı yakinen tanımayan okurlar için bir iki not eklemeden geçemeyeceğim. Birincisi tabloda görülen sayılarda görevlendirmeler dâhildir. Yani GÜ’deki 3 Prof dr. kadrosu da Gümüşhane’de görevlendirme ile çalışmakta. Bir tanesi rektör, 2 tanesi dekan olmak üzere hiç birisi GÜ’nün kadrolu personeli değildir (2017 yılında sayı artmış olabilir).Diğer üniversitelerdekilerin kaçının görevlendirme olduğu bilgisi mevcut değil. İkinci husus öğretim üyesi kadrolarından en kolay bulunanı Yrd. Doç. Dr. kadrolarıdır. Doktora mezunu herkes için açabilirsiniz. Yeter ki Yök kadroyu versin. Hele birde yanı başınızda KTU gibi ve Atatürk Üniversitesi gibi köklü enstitüleri olan üniversiteler varsa bu konuda bir sorun yaşamazsınız. GÜ’de bu fırsatı değerlendirmiştir. Doç.Dr. kadroları akademik yükselme şartlarını tamamladığında, üst yönetimin sansür ve mobbingine maruz kalmadığı müddetçe 5 yıl sonra prof dr olacak bir kadrodur ve GÜ bu konuda iyi sayılacak bir sayıdadır.

Ancak 2008 yılındaki yard. Doç dr. sayısının 25 olduğunu (yine yök istatistikleri ), bunların bir kısmının doçentlik çağına gelen öğretim üyeleri olduğunu hatırıma getirdiğimde aradan geçen 8 yıllık süreçte ortalama 10-15 civarı kadrolu profesörümüzün olması gerekirdi. Tabi bu öğretim üyeleri GÜ’de tutundurulabilse idi. Peki GÜ’den bu geçen 8 yılda giden beyin göçünün sebebi neydi?

Üniversite adı

Prof. Dr.

Doç. Dr.

Yrd. Doç. Dr

Gümüşhane

3

39

181

Hakkari

4

1

48

Iğdır

10

6

88

Şırnak

7

3

44

Tunceli

9

23

99

Yalova

31

39

110

Ardahan

17

12

72

Bartın

17

46

155

Bayburt

3

9

95


 

Tabloyu okuyalım. Profesör sayısı itibariyle hepsini kadrolu personel saydığımızda bile sonuncuyuz. Ardahan’ın altıda biri, Yalova’nın onda biri, Tunceli’nin üçde biri profesör. hocamız yokUlaşım ve sosyal imkanlar itibariyle kıyasladığımızda Hakkari bile bizden daha fazla Prof. Dr. sayısına sahip.

7 fakülte, 1 yüksekokul ve 2 enstitü (meslek yüksekokullarını saymıyorum bile) olan bir üniversitede rektör yardımcıları ile dekan ve müdürlük görevi teklifi ile en az 10 kalifiye profesörün GÜ’ye katkı sağlaması işten bile değildir. Merakla beklediğim husus yeni atanacak rektörün bunu kaç ayda başaracağı hususudur. Yıl bile demiyorum. Dekan ve rektör yardımcılığı gibi görevlerin Trabzon’a 1 saat mesafede bir ilde ne kadar rağbet alacağını ve GÜ’nün akademik açıdan zenginleşeceğini görmeyi sabırsızlıkla bekliyorum.

Doç. Dr. kadrosu itibariyle ilk 2-3.yüz. Taktir etmek gerekir. Gönlüm aynı yönetim anlayışı ile bu hocalarımızın Profesör aşamasına geldiklerinde beklemeksizin kadrolarını alabilmiş olmalarıdır. Gerçi rektörlük seçimlerinin kaldırıldığı bir süreçte sanırım kadroları engellenmezdi. Ya da değişik sebeplerle başka üniversitelere gitmeleri engellenebilirdi.

Yrd. Doç. Kadrosu sayısı itibariyle 1. sıradayız ve bu konuyu az önce işlediğim için üzerinde fazla durmayacağım. Ancak rektörlük seçimleri kaldırılmadan önce oy hakkı olanlardan bir grubun yrd doç dr. kadroları olduğunu da hatırlatmak isterim.

İlaveten yapılamayan son seçimler öncesi artık aday olamayan sayın rektörün bir halef olarak bir adayı işaret ettiği ve bu konuşmayı tüm öğretim üyelerinin bulunduğu bir toplantıda yaptığı iddiası da henüz bu güne kadar yalanlanmamıştır. Eğer bu doğru ise doçent ve profesör kadroları dururken yardımcı doçent kadrolarının bu kadar çok olmasının arkasında yatan sebebin kadroya alındıkları dönemde ahde vefa duygusu ile “oy kaygısı” olup olmadığı konusu şehirde sıkça konuşulan bir iddiadır ve açıklığa kavuşturulmaya muhtaçtır.

Üçüncü husus ise; son yıllarda yeni kurulan üniversitelerde niteliği etkileyen en önemli hususlardan bir olan öğretim üyelerinin alanları dışındaki kadrolarda istihdam edilmeleri sorunudur. Bu gün GÜ’de temel bilimler ( fizik, kimya, biyoloji) bölümleri lisans seviyesinde bulunmamasına rağmen öğretim üyelerinin içerisinde oldukça önemli bir yekün teşkil etmeleri üzerinde durulması gereken bir husustur.

Tıpkı öğretim elemanları da öğrenciler gibi bu şehrin misafiri gibi şehre gelirler ve şehrin bir parçası olurlar, ev sahibidirler artık. Bu nedenle şehirler bu bilim insanlarını el üstünde tutup onları onore etmelidir. Şehir öğretim elemanları ile kucaklaşmalı, sorunların çözümünde ve şehrin kalkınmasında yol gösterici olmalıdır.


 

Yazının devamı: Altyapı hususu (Yerleşke, laboratuvar/tesis, derslik, sosyal imkanlar) yarın ki yazımızda…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner277

banner309

eticaret

Gümüş Kolye

Öğretmene hediye

Saat

valiz satın alın