Bir toplumda yönetim mekanizmalarının sağlıklı işleyişi tabandan tavana giden bilgilerin doğru kanallar aracılığı ile iletilmesine bağlıdır, Bu bilgilerin iletildiği kanalları yöneten kadroların liyakat derecesi, adil düzenin işleyişi için gerekli olan en temel unsurdur,
Aşağıda nevi şahsına münhasır sunulan ve içinde bulunduğumuz siyasi ortamı tanımlayan analizler tamamen milli kaygılarla kaleme alınmıştır,
Toplum manzarasını belirleyen gruplar:
- Rant ve Menfaat uğruna Dünyalık her işi Muhafazakar kimliği altında kendisine meşrulaştıran Liyakatsiz Etiket idareciler,
-Her Doğruya yanlış dediği için herhangi bir yanlışa yanlış dediği vakit sözü ciddiye alınmayan çelişkili muhalifler,
-İktidarı düşürme gayesinde Vatanı düşürmeye razı olan ve çoktan bitkisel hayata girmiş müzmin muhalifler,
-Adalet umudunu cumhurbaşkanına yazdığı maile beklediği cevaba bağlamış temiz vatandaş,
-Sistem içi arayışında gördüğü zulme, haksızlığa rağmen İtidalini yitirmeyen Sağduyulu, Vatanperver, Büyük devlet ve ideal toplum mefkûresini bir siyasi parti ya da siyasi şahsa bağlamamış, tamamen temsil ettiğini düşünmese de, kötünün iyisi tercihini kendisini yakın bulduğu gruptan ya da şahıstan yana tayin eden, asıl karar verici ve belirleyici sivil kitle
Ve bu belirleyici kitle en yukarda bahsi geçen ilk üç grubun alternatif çözümler üretememesi nedeni ile çoktan arayışa girmiş durumda
Muhalefetin verimsizliği ve belirleyici kitlenin karar verme temayülünü etkileyecek ve ihtiyaçlarını karşılayacak, toplum hareketini yönlendirecek, kaliteli insan unsurunun filizlenmemesi nedeniyle yeni bir doğum sancısı Türk toplumunun kapısındadır,
Ak partinin yönettiği siyasi kabuk değişiminin Türk toplumuna çağ atlattığı yadsınamaz ‘’fakat’’ İbn Haldun’un diliyle:Devletler de insanlar gibidir Doğar Büyür yaşlanır ve Ölürler… 
Devletler gibi tüm siyasi ve sosyal temelli hareketler de doğar büyür yaşlanır ve ölür.Öyle görünüyor ki önümüzdeki yüzyılda önceki yüzyıla göre çağ atlamış yeni Türkiye’nin doğum sancılarını tetikleyen iktidarı temsil eden hareket yaşlanma evresine doğru hızla ilerlemektedir. 
Ne yazık ki Türkiye’yi yöneten mevcut kadrolar, Lider kapasitesi ve vizyonu açısından en iyisi olsada, geleceğe bu bayrağı taşıyacak kadroların samimiyeti noktasında ciddi bir açmazın içinde,İktidar alışkanlığı hükümeti ve onu temsil eden ekolü fikir tanımaz ve umursamaz bir ruh haline sürüklemiş durumdadır
Giderek çoğalan liyakatsiz yönetim kadrolarının Makul muhalefeti fişleme kültürü gelecekte karşılaşılacak ciddi bir toplumsal muhalefetin fitilini ateşlemektedir,
Bugün memleketin herhangi bir köşesinde haksızlık,hukuksuzluk yada zulme uğramış herhangi birisinin yegane umudunu Yeni Saraya ve Cumhurbaşkanına  bağlaması bile sistem içi tıkanıklığın en açık ıspatıdır,
Bu tıkanıklığa sebep olan ana unsurda geçmişte Türkiye’yi yöneten 5 büyük ailenin kontrol ettiği sermayeyi iktidara yakın gruplara özellikle kamu ihaleleri aracılığı ile bölüştüren ve bu sayede bu ailelerin kontrol gücünü paylaştırarak minimize ettiğini, Anadolu sermayesinin bu yolla hareketlendiğini iddia eden görüşün ürettiği yeni zenginlerin meydana getirdiği yeni cemiyetin kazanma ve büyüme hırsı gibi görünüyor,
Sermayenin Milli amaçlara hizmet niyetiyle yeni zenginlere paylaştırılması fikri İnsanoğlunun doğasında yatan kazanma ve büyüme açlığıyla karşı karşıya kalmış durumda,
Bu yeni zengin cemiyet aracılığı ile yönetilen ve yönlendirilen, Taban-Tavan arasındaki doğru bilginin iletim kanalı olarak ifade edilebilecek tüm birimler; sivil toplum örgütleri,sendikalar,vakıf ve dernekler gibi sosyal kurumların, iktidar politikalarını sorgusuz sualsiz tasdikleme ve onay makamı gibi çalışması yöneten ve yönetilen arasındaki iletişim gerilimini artırmaktadır,
İktidar politikalarını kaliteli ve makul eleştirel faaliyetleriyle, iyileştirme ve mükemmelleştirme görevi görmesi gereken tüm kurumlar,kanallar ve bunların yöneticileri; popülist siyasi gündemin takipçisi ve taşıyıcısı görevini üstlenmektedir,
Bu aslında Liderliğin ve Otoritenin,Yönetimin karşılaşabileceği en büyük sorunlardan biridir, Tahkik yerine taklit etmek tüm devlet kurumlarını olumsuz etkilemektedir,(Bununla alakalı sayısız örnek sıralanır, Varın aklınıza getirin)
Şüphesiz tarihin tüm dönemlerinde Adalet mefhumu büyük bir şikayet ve sorun alanı teşkil etsede, Devleti Aliye eksenine oturtulan (Unutulmamalıdır ki Devleti Aliyeyi büyüten Adalet ve Liyakatte temsil ettiği ideal düzendi) ve psikolojik hazırlığı tüm hızıyla devam eden Büyük Devlet, Büyük Millet, Süper güç mefkureleri toplum tabanında yaşanan olumsuzlukların yönetici kadrolarına kanalize edilen unsurların hantallığı,yetersizliği,tahkikten uzak taklitçiliği nedeniyle zihinlerde oluşturulan hedeflerle, icraatlar arasında büyük bir iç çelişkiye sebep olmaktadır,
Evet.. Türkiye Cumhuriyeti 92 yıllık tarihinde son 14 yılda Ak parti iktidarında tüm alanlarda devrim niteliğinde adımlar atmış ve geleceğe zemin hazırlamış olabilir, fakat İktidarı belirleyici kitlenin tüm olumsuzluklara rağmen nefsinden vazgeçerek milli menfaatlere hizmet ettiğini düşündüğü politikaların peşinden gitmesi her şeyin güllük gülistanlık olduğu anlamına gelmemelidir, Unutulmamalıdır ki son 14 yıla bu süreci taşıyan emek bir anda ortaya çıkmamış, on yılların alın teri ve gayreti üzerinde yükselmiştir,
İktidarın hedefleri ile Muhalefetin seviyesi arasındaki uçurum, belirleyici ve asıl karar verici kitlenin ihtiyaçlarını karşılayacak, Milli ve yeni bir toplumsal hareketin doğmasını tetikleyecek olsada,Siyasi partilerin iktidar savaşında verdiği imtihanın içler acısı durumu, Türk toplumunu siyasetten soyutlayan bir kültürün doğmasına neden olmaktadır,
Muhafazakâr demokrat kimliği ile görev almış yönetici kadroların, hepimizin günlük hayatta yer yer karşılaştığı gayrı meşru faaliyetleri, temsil ettiğini iddia ettiği İslami kimliğin doğal bir getirisi olan ve insanların nezdinde yer alan mevcut potansiyel itibarının yerle bir olmasına neden olmakta bunun sonucunda da geleceğin temellerini kökünden sarsmaktadır.Üstelik bu kimliği temsil eden kadrolar kendi içinde dahi bir rant mücadelesi kavgasına girmekten çekinmemektedir. İnsanoğlunun doğası gereği normal gibi görünsede kusursuz Adil düzenin temsilcisi olma vizyonuyla başlayıp ucuz kavgalarla ve hatta zulümle icra edilen liyakatsiz faaliyetler toplum psikolojisinde tedavisi mümkün olmayan yaralara sebep olmaktadır.
Her halükarda Milli Menfaatler söz konusu olduğunda Türk Milletinin doğası gereği tüm ayrıntılar yok hükmündedir. Yalnız hesap edilmeyen bazı ayrıntıların gelecekte bir bütün teşkil edeceği unutulmamalıdır
Maddenin kuralı gereği her doğum bir sancıya her sancı bir doğuma gebedir. Şüphesiz gece gündüzü,karanlık aydınlığı takip eder.
Allah hayrımızı versin
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner277

banner309

eticaret

Gümüş Kolye

Öğretmene hediye

Saat

valiz satın alın

konyalı saat