Değerli dostlarım, kıymetli hemşerilerim; 

Zaman ne kadar hızlı ve yoğun geçiyor!.. Son yazımızın gündemiyle bugünün gündemi arasında öylesine büyük ve tarihi farklar var ki ne yazmaya ne de yorumlamaya yeter!.. Allahtan ki konuşmayı, eleştirmeyi ve değerlendirmeyi çok seven bir milletiz de gündemden uzak kalamıyoruz. 

Cahit Zarifoğlu bir şiirinde “Zirvesine göz koyduğum dağlara bak / koşup takıldığım çitlere bak” diyor. Bizler de binlerce yıllık şanlı tarihimize, medeniyetimize, kültürümüze, inanç sistemimize, devlet geleneğimize baktığımızda “göz koyduğumuz hedeflerimizin neresindeyiz?” sorusuna nasıl cevap vereceğiz?.. “Koşup takıldığımız çitlere” baktığımızda, bu çitlerin küçüklüğünden mahcubiyet duymayacak mıyız?..

Bu devlet kolay kurulmadı. Bu değerler bir anda oluşturulmadı. Bu gelenekler ve yapılar kısa zamanlarda yerleşmedi. Hepsinde emek, vefa, cefa, güç, kudret ve şehadetin derin ve kalıcı izleri vardır. 

Oysa geldiğimiz zaman diliminde bu gücün, bu kudretin, içeride ve dışarıda tezahürünü görebildiğimizi söyleyebilir miyiz?.. Yakın tarihimize kadar neredeyse her on yılda bir darbeye sahne olmuş cumhuriyet sisteminin, daha bir buçuk ay evvelinde yine hain bir teşebbüse maruz kalması; kendi sınır güvenliği için bir başka ülkenin sınırları içerisine girmek zorunda kalmış olması, uluslar arası desteği alamamış olması nedeniyle başka güvenilirlilik sorunları yaşamaya başlamış olmasının, bu nedenle oradaki meşruiyet zeminini kaybetmiş olmasının sıkıntısı yakamızı bırakacak mıdır?..

İçeride çok mu müreffeh durumdayız?.. Devletin içine yuvalanmış, beslenmiş, paralel bir devlet gücü haline gelmiş bir çetenin “darbe yapma” gücünü ve cesaretini bulmuş bir süreci yaşamış olmak, demokratik, sosyal ve laik bir hukuk devlet sisteminde olacak iş midir?.. Toplam yargıç ve savcıların neredeyse yarısının işten çıkarıldığı, meslekten atılması için iki bine yakın ismin tespit edilmiş olduğu açıklanan bir sistemde devletin en önemli fonksiyonlarından birisi olan yargının güvenilirliği nasıl sağlanacaktır, bu boşluk ne kadar sürede giderilebilecektir, “ehveni şer” ile yetinecek bir durum sizce makul mudur?.. 

Kanun uygulama kuvveti olarak bildiğimiz polis kuvvetinin neredeyse üçte birinin görevden alınması ve alınacak olması durumunda adli soruşturmaların kalitesini ve adaleti nasıl sağlayacağız?..

Mali sistemin en önemli fonksiyonu olan vergi denetim sisteminde yer alan  elemanların da üçte biri görevden alındığına göre bu boşluğu hangi insan kaynaklarıyla dolduracağız?..

Elbette FETÖ’ye bulaşmış bütün bireylerin devletten temizlenmesi şarttır, ama birden bu kadar yara almış bir sistemi yeniden kurmak kolay mıdır?.. Yeni çareler üretmek, liyakat esasına ve devlete sadakat imanına sahip kadroları yeniden kurmak için bir milli mutabakat, 

bir ortak sosyal zemin bulmak gerekirken, tam tersine, hayatları boyunca FETÖ’ye karşı durmuş, devleti ikaz etmiş, bu nedenle suçlanmış hatta hapis yatmış onca insanı ve milliyetçi şuurunu asla terk etmemiş, siyasetin gerek sol ve gerekse sağ yanında yer almış tüm muhaliflerin suçlanması, göz altına alınması, itibarlarının zedelenmesi için haklarında saçma sapan fezlekeler düzenlenmiş vatandaşları mağdur etmek, suçlamak, meslekleriyle ve gelecekleriyle tehdit etmek bir ortak milli şuur yaratabilir mi?.. Bunu yapanlar ister iktidarın gücünü kullanan siyaset mekanizması olsun, isterse yargıda, poliste olsun, bu uygulamaların nasıl bir tehlikeli oyun olduğunu bilmezler mi?.. 

Bir ülkenin adaletine tüm yurttaşların güven duyması gerçek manada bir “milli çıkar” değil midir?.. O halde adalet gerçekleştirilmekle kalmamalı, bunun yapıldığı da görülmelidir. Tarihimizin hiçbir döneminde “bağımsız ve tarafsız” bir yargıya kavuşamadığımız gibi, onca süreçten sonra yargıda da “paralel bir yapı” zilletine maruz kaldık. Bu nedenle şunu söylemek istiyorum ki, Türkiye’nin geleceğine karşı en büyük milli, vatani, insani ve hukuki borcumuz “bağımsız ve tarafsız” bir yapıyı inşa etmektir. Yargının saygınlığı da, ülkenin ve vatandaşın güvenliği de buna bağlıdır. 

Bu vesileyle; içeride ve dışarıda milli bütünlüğümüz, vatan bütünlüğümüz, Misak-ı milli güvenliğimiz, huzurumuz ve güvenliğimiz için neredeyse her gün şehadetlerine tanık olduğumuz tüm şehitlerimize rahmet, gazilerimize şifa diliyorum. Allah hepsinden razı olsun.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Sulhi Şahin 2016-09-10 19:54:12

Ellerine sağlık sevgili başkan. Yazılarını daha sıklıkla okumak isteriz.

Avatar
Yılmaz ÖZDEMİR 2016-12-20 12:55:54

yazınız mükemmel olmuş gerçekleri yazdınız yüreğinize sağlık.

banner333

banner329

banner309

Özel günlerde sevdiklerinize Hediyelennden hediye alabilirsiniz.