26 Yıldır, Yok Olmaya Yüz Tutan Baba Mesleği Sini Yapımı İle Geçimini Sağlıyor

Gümüşhane Kent Merkezi Daldaban semtinde bulunan marangozhanede baba mesleğini sürdüren Akın Eren, çocukluğunda öğrendiği ahşap sini üretimini modern çağın getirdiği tüm olumsuzluklara karşın ayakta tutmak için gayret gösteriyor.

banner275

26 Yıldır, Yok Olmaya Yüz Tutan Baba Mesleği Sini Yapımı İle Geçimini Sağlıyor

Gümüşhane Kent Merkezi Daldaban semtinde bulunan marangozhanede baba mesleğini sürdüren Akın Eren, çocukluğunda öğrendiği ahşap sini üretimini modern çağın getirdiği tüm olumsuzluklara karşın ayakta tutmak için gayret gösteriyor.

10 Şubat 2017 Cuma 18:08
26 Yıldır, Yok Olmaya Yüz Tutan Baba Mesleği Sini Yapımı İle Geçimini Sağlıyor
banner167

Madeni sini işlemeciliği ile birlikte asırlardır süregelen birlikteliğin insan hayatına giren yemek masaları ile sekteye uğradığını kaydeden 52 yaşındaki ahşap ustası Akın Eren,  bakır sinilerin süs eşyasına döndüğünü, ahşap sinilerin ise her ne kadar sofra olarak kullanılmaktan vazgeçilse de hamur işlerinin yapımı için evin bir köşesinde bulundurulduğunu söyledi.

“Sinicilik Beni Ben Siniciliği Ayakta Tutuyorum”

Sini yapıp pazarlarda satarak geçimini sağladığını belirten Eren,“ Babam da marangozdu. Kapı, pencere, sini ve kovan gibi ahşap ürünleri işliyordu. Onunla yanında başladım ve 26 yıldır Daldaban semtinde marangozluk yapıyorum. Son dönemlerde Türkiye’nin batı illerinde azalsa da doğu illerinde halen kullanılan siniler beni, ben de kendi çapımda siniciliği ayakta tutuyorum.  Eskiden daha çok kapı pencere işi yaparken, PVC’nin ardından son yıllarda genel olarak sini yapıp pazarlara götürüyorum. Pazartesi Bayburt pazarına, Salı günü Gümüşhane, Çarşamba Maçka, Cuma Şiran ve Cumartesi Köse pazarlarına katılıyorum. Yazları yaylalar canlanınca Kadırga pazarına, Kazıkbeli, Kabaköy yaylalarına giderek satış yapıyorum. Yine Arabama yükleyip; Erzurum, Ağrı, Elazığ ve Ardahan gibi illere ve ilçelerine giderek satıyorum” dedi.

“Sini Çamdan Yapılır”

Genel olarak dalsız budaksız çam ağacından sini ürettiğini kaydeden Eren, “Hem Rus çamı hem de bölgemizin ağacından, 70 santimetre çapında, 60 santimetre, 80 santimetre, 90 santimetre ve küçük olarak da 50 santimetre çapında siniler yapıyorum. Fiyatları da küçükten büyüğe 50 liradan 75 liraya kadar var. Kuru ladin ve köknardan da yapılmış sofralar oluyor. Ancak çam daha hafif olduğu için tercih ediyoruz. Ayrıca çam açma yapmıyor. Çam kalasları incelterek tutkal ile birleştiriyoruz. Mengenede sıkıştırdıktan sonra yuvarlak şekilde kesip zımparalıyoruz. Hazır hale getiriyoruz” ifadelerini kullandı.

“Mesleğimiz Yok Olma Tehlikesi İle Karşı Karşıya”

Gelişen ve değişen toplumla birlikte mesleğin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunduğunu dile getiren Eren, “Eskiden hepimiz yer sofralarında yemek yiyorduk. Şimdi bu konuda masalar sinilerin yerini aldı. Artık daha çok hamur açmada, yufka açmada, börek çörek yapmada kullanılıyor. Ramazan va bayramlarda yoğun olarak kullanılıyor. Genel olarak hamur işi yemekleri seven bir toplumuz. Gümüşhane’de de siron olmazsa olmazımız. O sebepten, her şeye rağmen, her evde bulunan bir malzeme ahşap sofra” diye konuştu.

Yılda 500 Sini Yapıyorum

Geçimini sini yaparak sağladığını bunun yanında diğer marangozluk işlerini de sürdürdüğünü belirten Eren, “İki kızım var. Onların eğitimini bu sinilerden kazandığım parayla gerçekleştirdim. Esnaflık öldürmüyor, güldürmüyor da. Allah bereket versin. Günde üç dört tane sini yapıyorum. Talep oldukça üretiyorum. Şükürler olsun namerde muhtaç olmadan hayatımızı sürdürüyoruz. Şöyle bir hesap yaptığımda yıllık 500 civarında sini yapıyorum. Örneğin bir ay önce yaklaşık 150 siniyi arabama yükleyip doğuda pazarlarda satıp geldim” dedi.

“Ne Ustalar Geldi Geçti”

Mülkiyeti Belediyeye ait dükkânda yaklaşık 30 yıldır kiracı olduklarını, nice usta zanaatkârları tanıdıklarını belirten Eren, “Ziganalı Halil ve Hasan ustalar vardı mesela. Çok ağır çalışan ancak hakikaten ustalardı. Bugün gibi hatırlıyorum, Hasan usta elinde gazete saatlerce okur, kalkar yaptığı işi aheste aheste ölçer biçer ve öyle yapardı. Yaptığı da ömürlük olurdu. Hasan usta öldü. Halil Usta hala yaşıyor” dedi.

Eren, marangozluğun insanlık tarihi kadar eski bir meslek, siniciliğinde Türk toplumlarında yüzyıllardır sürdürüldüğüne vurgu yaparak, bu mesleğin bir ustası olmaktan çok mutlu olduğunu sözlerine ekledi.

Haber Kelkit - Haberkelkit.com

Son Güncelleme: 10.02.2017 18:13
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner254

banner277

banner219

banner278

eticaret
tektaş yüzük
tek taş yüzük
biyografi sitesi