Bu gün tüm gündemlerden sıyrılıyoruz… Farklı bir alandan çok önemli olduğuna inandığımız bir konuda farkındalık oluşturmak istiyoruz.

GDO’lu (Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar) yıllardır hayatımızda. Daha fazla ürün, daha gösterişli meyve derken, GDO’lu ürünler hayatımızın bir parçası oldu. Yiyoruz, içiyoruz ama acaba ne yiyoruz ne içiyoruz? Hastalıklar arttı, doğurganlık azaldı, eskisi kadar çocuk doğmaz oldu. Neden acaba? Gıda Terörüne yenik durumdayız. Şimdi birde jelatin bilmecesi var. Sosyal medyada belki denk gelmişsinizdir. Gelmeyenler için buradan bir parantez açalım.

Brüksel’de Jelatin üretimi yapan bir fabrikanın üretim görüntüleri var. Jelatin günlük hayatımızda yediklerimizin büyük bir parçası… Peki, jelatin nedir? Biraz ansiklopedik bilgiden sonra fabrika görüntülerine devam edeceğiz.

Jelatin,

Sığır, domuz, balık gibi omurgalıların kollageninden elde edilen hayvansal kaynaklı bir protein ürünüdür. Başlıca hammadde olarak domuz kemik ve yağları ile sığır kemik ve derileri kullanılmaktadır.   Jelatin, hayvanlarda bulunan kolajenin hidroliz yoluyla denature edilmesi sonucu elde edilir. Jelatin ortalama % 86 kollagen, % 11 su ve % 3 mineral maddelerden oluşmaktadır. Jelatin, gıda ürünlerinde jelleştirme ve koyulaştırma maddesi olarak kullanılmaktadır. Jelatin bir gıda maddesi olarak kabul edildiğinden dolayı E numarası bulunmaktadır.(Domuz eti e471) Jelatin; gıda ve beslenme, kozmetik, eczacılık, gübreler, jelatin kaplamalar, temizlik ürünlerinde micro-enkapsülasyon gibi alanlarda kullanılmaktadır.

Meyve Sularında Jelatin 

Özellikle berrak meyve sularında bulanıklık yapan ve istenmeyen tat maddelerini bağlamak amacıyla jelatin kullanılmaktadır. Bu maddeler filtrasyonla meyve suyundan ayrılsa da az miktarda kalabilmektedir. Etiketin üzerinde meyve suyunun jelatinle durultma işleminden geçtiği ifadesinin yazılması zorunluluğu yoktur. Bu yüzden üretiminde jelatin kullanılan meyve sularının isimlerini ancak üretici firmalardan öğrenebiliriz.

Jelatinin Kullanım Alanları ve Fonksiyonu

Jelatin, gıda maddelerinin üretiminde, üretilen ürüne göre değişen fonksiyonlar üstlenir.

Jelleşme ajanı: Jöleli tatlılar, etler, şekerlemeler, et sosları

Yapı sağlayıcı:  Lokum, koz helvası, kremalar,  sufleler, fırın ürünleri

 Bağlama Ajanı: Rulo etler, konserve etler, şekerlemeler, peynirler, süt ürünleri

Koloidal yapıyı koruyucu: Şekerlemeler, dondurmalar, buzlandırılan ürünler, donmuş tatlılar

Durultma ajanı: Meyve suları. Meyve sularında kullanım oranı  % 0,002-0,015

Film oluşturucu: Meyvelerin kaplanması, etler

Koyulaştırıcı: Toz içecekler, et suyu, soslar, çorbalar, pudingler, jöleler, şuruplar, süt ürünleri

İşlem yardımcısı: Tadlandırıcılar, yağ, vitamin ve renklendiricilerin mikroenkapsülasyonu

Emülgatör: Çorbalar, soslar, tadlandırıcılar, et ürünleri, kremalar, şekerlemeler, süt ürünleri

Stabilizör: Krem peynirler, çikolatalı sütler, yoğurt, buzlandırılan ürünler, kremalar, donmuş tatlılar

Yapışma ajanı: Şekerlemeler, et ürünleri

 Köpürmeyi sağlayıcı: Şekerlemeler, kremalar, dondurmalar

 Kristalizasyonu düzenleyici: Dondurmalar, buzlu ürünler, donmuş tatlılar.

Fabrika görüntülerine devam ediyoruz.

İlgili kişi anlatıyor. Fabrikaya girdiğinizde rahatsız edici yanmış yağ kokusu ile karşılaşıyorsunuz öyle ki ünitelere kokuyu bastırmak için parfüm şişeleri koymuşlar. Burada domuz derisinden üretim yapılıyor ve bütün Avrupalılar burada üretilen jelatinden yapılan ürünleri kullanıyorlar. Ürünlerin etiketlerinin üzerine domuz derisinden üretilmiştir ibaresini yazmıyorlar. Müslümanların ve Yahudilerin domuz eti ve ürünlerini yemediklerinden dolayı satışlarının düşmesinden çekiniyorlar. Ticari kaygı hepsinin önünde… Hatta jelatin ibaresi bile bazılarında yazıyor bazılarında yazmıyormuş.

Şimdi bu ürünler Avrupa’da geniş bir yelpazede kullanılıyor. İşin dini yönü bir yana sağlık açısından ne kadar sağlıklı olduğu da büyük bir tartışma konusu. Avrupa’da yaşayan Türkleri zaman içerisinde asimile etmek için kuvvetli bir yöntem. Tabi bu ürün gruplarının satıldığı ülkemizi de göz ardı etmeyelim. Marka, Firma ismi vermeden yapacağımız en doğru iş aldığımız ürünlerin etiketlerinde e471 ve jelatin var mı yok mu diye. Adam söyledi diyeceksiniz çoğu etiketlere yazmıyorlarmış zaten. Hem bizim ülkemizde buna dikkat edilir. Sertifikalı ürünler var diyeceksiniz. Sertifika dediğiniz bir kâğıt parçası parayı gücü bastırdın mı o da alınabilir de diyeceksiniz. Peki, ne yapalım o zaman:

Yine dönüyoruz en başa. Kendi öz yöresel değerlerimize, klasik anlayışa… Mümkükse kendi gıdamızı kendimiz yapacağız. Yoğurdu kendimiz mayalayacağız. Peyniri de. Yapamıyorsak bildiğimiz sağlam yerden alacağız. Eller yiyor diye özenti yapıp öyle abuk subuk ürünler tüketmeyeceğiz.

Kişisel önlemin haricinde toplumsal ve kurumsal önlemler olarak;

Jelatin hammaddesi itibariyle de inancı gereği tüketen tüketiciler için sakıncalar teşkil edebilmektedir. Bu temel gerekçe nedeniyle ürünlerinde jelatin kullanan firmalar, jelatinin hangi ülkelerden, hangi firmalardan ve hangi hammaddeden temin edildiğini belirtmeleri gerekmektedir. Gıda üretimi yapan firmalar tüketicinin hassasiyetlerini göz önüne alarak jelatin yerine bitkisel jelleştiriciler, balık jelatini veya buna dikkat eden ülkelerin ürettiği jelatinleri kullanabilirler. Diğer bir alternatif ise ülkemizde bir jelatin firmasının kurulmasıdır. Fakat burada önemli olan fabrikayı kurmak değil helal hammaddeyi temin etmektir ki buda Türkiye’deki gıda skandalları ve kontrol mekanizmasındaki sıkıntılar göz önüne aldığında çok zor olduğu anlaşılmaktadır.

İlgili tüketiciyi bilgilendirmek için etiketin üzerinde sadece sığır jelatini yazmak yeterli değildir. Özellikle sığır jelatini ifadesini yazan firmalar bu jelatinin İslâmi usulle göre kesilmiş sığırın kemik ve derilerinden üretilip üretilmediğini de belirtmeleridir. Dolayısıyla üretici firmaların yapması gereken kullanılan jelatinin hangi ülkeden ve hangi hammadden üretildiğinin belgelenmesidir. Amacı kâr yapmak olan şirketlerin hangisi müslüman tüketiciyi düşünerek üretim yapmaktadır??? Dolayısıyla müslümanların üretilen gıdaları güvenle yiyebilmesi için şirketlerin bu şüpheli konulara açıklık getirmeleri gerekmektedir. Müslüman tüketiciler de, üreticileri, ithalatçıları ve denetim yapan kamu kurumlarını kontroller ve tüketilen gıdaların içeriğini bilme konusunda ikâz etmelidir.

Konu bizim alanımızın dışında, farkındalık için paylaşalım istedik. Konunun uzmanlarından KTÜ Maçka Meslek Yüksekokulu öğretim üyelerinden değerli hemşerimiz Gıda Mühendisi Doç.Dr. Sn.Oktay YILDIZ’ın bu konuda köşe yazıları ile bizleri aydınlatacağı kanaatindeyiz. Kendisinden istirhamımız olur. Eminiz ki ne yiyeceğimizi ne içeceğimizi ve nasıl tüketmemiz gerektiğini bilirsek diyete miyete ihtiyacımız kalmayacaktır.

Sevgi ve Saygılar.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Oktay YlLDIZ 5 ay önce

değerli̇ hocam, kendi̇me vazi̇fe kabul edeceğimden emin olun. slmlr, saygılar

banner254

banner277

banner219

banner278

eticaret
tektaş yüzük
tek taş yüzük
ariş pırlanta
konyalı saat
fruitanya
biyografi sitesi