Mr. Putin Kimdir?

Herkezin bildiği ve üzerinde çokça konuştuğu üzere Viladimir Putin Devrim liderinin ismiyle özdeşleşmiş Leningrad’da bir Sovyet ordu mensubunun oğlu olarak dünyaya gelen eski bir istihbarat subayıdır.  Sn.Petersburg da büyüyen yaşadığı şehrin Belediye Başkan yardımcılığından gelen ve Bürokrasi’nin her basamağına uzanan bir kariyer öyküsü var. Yeltsin’in yardımcısıyken seçime 3 ay kala esrarengiz bir şekilde koltuğunu devretmesi ve siyasetten çekilmesinin ardından Putin kurduğu partiyle %52 civarı oy aldı.2000 yılında yapılan seçimde “Güçlü Rusya Güçlü Ordu Güçlü ekonomi” sloganıyla yerel halkın  Sloviki dediği  Putin ve ekibi Rus Milliyetçiliği rüzgarıyla iş başına geldi.

Silovik Rusya’da eski KGB ajanlarına ve askeri teşkilat mensuplarına verilen isim ve içinde Sovyet Komünist partisinin mutfağında yetişen “Sergey Lavrov” “Sergey Şoygu” gibi isimler bulunuyor. Şu an Dışişleri Bakanlığı görevini yürüten “Lavrov” Sovyet döneminde olduğu gibi NATO karşıtlığı yerine NATO’nun bir parçası olup ABD nin kararlarına köstek olmayı tercih etti. Türk kökenli olduğu söylenen “Şoygu” ise 1994 yılından beri aktif siyasetin bir parçası ve şu an Rus Savunma Bakanı 
Slovikilerin erken dönem vizyonu Dış politikada Rusya’yı eski şaşalı günlerine döndürmek Yeltsin dönemi’ nin Sovyetlerin doğasına taban tabana zıt liberal politikalarını, Oligarkları devlet politikaları üzerinde söz sahibi olmayacağı yeni bir düzende inşa etmek üzere ortadan kaldırmaktır. Rus halkında Sovyet çöküşünün meydana getirdiği aşağılık kompleksini yok etmek ve dünya ya tekrardan Rusya’nın büyük bir güç olduğunu ilan etmek ve herkese ispatlamaktı.

"Komünizm olmadan Rusya’yı Sovyet dönemindeki gücüne kavuşturmak" küresel sistemde eski gücüne kavuşmasını sağlamak yani Sovyet sonrası Rusya Federasyonunu Yeni Yüzyılda revize etmek, yeni düzene entegre etmek üzere dönem itibariyle çözülmesi gereken en acil problem dış politikada Kafkasya iç siyasette ise Yerli Oligarklardı. Çünkü Boris Yeltsin döneminde uygulanan özelleştirmeler kısa sürede zenginleşen ve yönetimde söz sahibi olmayı arzu eden bir oligark sınıfı doğurmuştu. Nitekim Putin Devlet Başkanlığı koltuğuna oturur oturmaz ‘’Sermaye Sahipleri yalan haber yapmamalıdır bir üst sınıf gibi davranmaktan vazgeçmelidir’’ diyerek ileride atacağı hamlelerin sinyalini verdi.

Bu aynı zamanda Medya,Banka ve Petrol şirketleriyle Rusya’da konumlanan oligarklarla başlayacak ‘’bilek güreşi dönemi’’nin başlangıcı anlamına geliyordu.Bankasına düzenlenen operasyon sonrası ‘’Gusinskiy’’ hırsızlıkla suçlandı ve ülkeyi terkederek İsrail’e yerleşti, Yukos petrol şirketi sahibi ‘’Hodorgovski’’ Amerikan Şirketi Chevron’a usülsüz hisse satışı suçlamasıyla mal varlığına el konularak hapse gönderildi. Bu savaşın en ilginç hikayesi ise Oligark ‘’Berezovski’’ye ait. Boris Yeltsin’in Başkanlık Seçimlerinde sahip olduğu medya aracılığıyla açık destek veren Berezovski Siyasi İltica talep ederek Londra’ya yerleşti ve 2013 yılında Malikanesinde ölü! bulundu. Ölüm nedenini ise henüz bilen yok.

Rus Dış Politikasının C.Dudayev’den bu yana en az 10 bin Rus Askerinin ölümüyle sonuçlanan Çeçen coğrafyasında yaşadığı hezimetler, Putin yönetimini yeni taktik yöntemler bulmaya ve uygulamaya zorladı. Savaşın en çetin yılında Putin’in sadık hizmetkarı, şu anki Cumhurbaşkanı Ramazan Kadirov’un babası Ahmet Kadirov Çeçenya’da bir hükümet kurmak ve Kabine üyelerini belirlemek üzere görevlendirildi.Bu süreçte ise güvenliği Rus İstihbarat teşkilatı tarafından sağlandı.Rus yönetimi hem Şamil Basayev, Aslan Mashadov gibi efsaneleşen Çeçen liderlere karşı Çeçen Yönetim kadrosunda hem de halk arasında ikilik çıkarmak üzere ustaca bir adım atmıştı ve karşılığını fazlasıyla aldı. Ahmet Kadirov’un ölümü sonrası oğlu Ramazan Kadirov Putin’in desteğiyle Cumhurbaşkanı oldu.2008 yılında Rus Ordusu Çeçenya’dan özel yönetimin iptal edildiğini duyurarak çekildi.Efsaneleşen çeçen direnişinden geriye ise ne yazık ki Kukla Kadirov’un Grozni’de Hollywood starlarıyla düzenlediği yaş günü partileri ve Çeçenistan’da Putin’in  doğum gününü binlerce kişiyle kutladığı gösteriler kaldı. Yazıktır ki İstanbul Başakşehir’de,Fatih’te olduğu gibi Çeçen Mücahitler hala faili meçhul cinayetlere kurban gidiyor.

Ebedi düşmanlık yoktur Ebedi çıkarlar vardır
İngiltere’de westminister sarayının duvarında yazan İngiliz şiarı böyle söylüyor.Bu sözü Ebedi dostluk da yoktur Ebedi çıkarlar vardır şeklinde yorumlarsak;
Böyle zamanlarda söylenmesi zor olan bir şeyi ifade etmek gerekir ki; Aslında hikâyesi iç siyasette mücadele ettiği Batı uzantısı yapılar itibariyle Cumhurbaşkanı Erdoğan’a benzeyen Putin’e Türkmen Dağı bombalanıncaya, Rus uçağı düşürülünceye ve karşılıklı misillemelerin yapıldığı son döneme kadar Türk Kamuoyunda da bir sempati vardı. Öyleki bu sempati ve karşılıklı işbirliği Çeçenya da yaşananları dahi unutturmuş vaziyetteydi. Batı kamuoyunda Erdoğan ve Putin’e yönelik işlenen Diktatör algısı iki lideri ve ülkesini giderek yakınlaştırmış, Rus Dış Politika teorisyenlerinin ısrarla savunduğu çok kutuplu dünya tezi, Şangay Beşlisi ve Avrasya İşbirliği politikaları Türkiye’nin bölgeye yönelik yaklaşımına alternatif hareket alanları meydana getirmişti.
Fakat 400 bin insanın ölümü ve milyonlarcasının göç etmesine sebep olmuş bir rejimin liderini 3 yıl aradan sonra Moskova’da misafir eden Rus dış politika teorisyenleri birde bunu realizm ve pragmatizme dayandırdı
Yani Putin’in gerçekçi ve faydacı dış politika teorileri gereği, Rusya; ülkesini yerle bir etmiş ve kendi milletini katletmiş bir rejim liderinin hareket alanını IŞİD’i bombalama bahanesiyle (üstelik IŞİD militanları Rakka’da petrol ticaretiyle meşgulken) Türkmen Dağı’nı bombalayarak genişletirken, ülkeyle 850 km sınırı olan Türkiye’den ve Erdoğan’dan misafirlik bekledi.
Birisinin Putin’e Dünyanın Rus menfaatlerinden ibaret olmadığını göstermesi gerekiyordu
Kendi ifadesiyle Leningrad mahallelerinin tozunu yutmuş bir istihbarat subayının yetiştiği coğrafyanın bilinçaltında oluşturduğu güvenlik politikalarına yukarıda anlatıldığı şekilde uygun hareket etmesi, Ortodoks Kilisesi’nin Putin’in Suriye seferini haçlı seferi olarak kutsaması, Deli Petro’nun vasiyeti üzere Akdeniz’e çıkarma yapması, Ukrayna’da Kırım’da Kafkasya’da yanlızca Rus Devleti’nin milli menfaatlerini gütmesi, Gerektiğinde Batı’ya gerektiğinde ABD’ye sırt çevirmesi, Kırım’da yaşayan Rusyalılar ve Karadeniz hâkimiyeti için Kırımı ilhak etmesi ancak Leningrad’da yaşayan Ortodoks bir Rusyalıya izah edilebilir,
İzah edilebiliyor ki 2.Başkanlık dönemine %70 destekle seçilen Putin şu an 3. Başkanlık dönemini icra ediyor ve 2008 yılında destek verdiği Medvedev %68 oy alabiliyor.
Fakat öyle görünüyor ki, İstihbarat raporlarında hakkında not edilen; risk ve tehlike duygusunun yeterince gelişmemiş olması" iç siyasette ve dış politikada arka arkaya elde ettiği kazanımların ardından Rusya’yı Putinizm’e doğru itiyor. Esed rejimine yönelik takındığı tavır Putinizm dışında hiçbir kavramla açıklanamaz. Putinizm öyle bir noktaya vardı ki Türkiye’nin “Vakur Devlet tavrıyla” sınırın ötesindeki Türkmenlere bomba yağdıran Rus Uçağını kendi sınırları içinde düşürmesi Ukrayna’da sevinçle karşılandı.
Yani Türkiye nin meşru müdafaa hakkı gereği düşürdüğü uçak, o niyetle yapmasa da Putin karşıtı coğrafyada bir Türkiye ve Erdoğan sempatisi meydana getirdi.
Bu noktada önümüze iki seçenek çıkıyor; Seçeneklerden birisi; Dünyanın en iyi satranç oyuncularının yetiştiği coğrafyanın risk ve tehlike duygusu gelişmemiş lideri son derece sağlıksız ve karşılıksız bir hamle yaparak kısa vade de kazanabilmek için Türkiye ve liderine telafi edemeyeceği bir koz verdi.
Diğer bir seçenek ise Rusya Türkiye’yi gittikçe uzaklaştığı Batı Güç Merkezine itmek, Sovyet dönemindeki gibi Batı Bloğunun karşısına süper güç olarak çıkmak, İran ve Çin’le birlikte Türkiye’nin İslam ve Türk coğrafyası üzerindeki ağırlığını zayıflatmak
istiyor,

Rusya Piyonunu feda edip Küresel Egemenlikte Sovyet dönemindeki pozisyonunu geri kazanmak istiyor
Satrançta Gambit hamlesi vardır. Oyuncu daha iyi bir konum elde etmek için birkaç taşı feda eder. Gambit Piyonu feda edip rakibi merkeze çekmek yan sütunlara yayılıp Şahı çapraz baskı altına almaktır. 
Rusya, Suriye’de Esed piyonunu feda etmeye hazırlanıyor. Avrasya, Türk Cumhuriyetleri ve Batı coğrafyasının üzerindeki ağırlığını artırabilmek için de öyle görünüyor ki Türkiye ile ilişkileri en alt düzeye indirmeyi göze alıyor.
Bu uç bir değerlendirme gibi görünse de Domates, Limon bağımlılığının ötesinde bir hamle. Rusya gibi bir ülke ve Putin geçmişinde bir lider meşruluğu tartışılan ve gitmek üzere olan toprakları delik deşik olmuş insanları kıtalar arası denizlerde boğulan bir rejim ve lideri için en büyük Enerji müşterilerinden birisi Türkiye gibi müttefiki kaybetmeyi göze almaz. Yapacağı hamlenin getireceği domino etkisini hesaplıyor.
Haliyle bir soru işareti; Rusya’nın Hava sahasını bölgesel bahaneler nedeniyle ısrarla ihlal ettiği ülkeler içinde inisiyatif alıp Uçağını düşürecek Türkiye dışında bir NATO üyesi ülke bulunuyormu?
Rusya Piyonunu feda edip Küresel Egemenlikte Sovyet dönemindeki pozisyonunu geri kazanma testi yapıyor. Bunun için de İran ve Çin’in -ABD ve Batı’ya karşı Asya hâkimiyet mücadelesinin ön karakolu olarak Suriye’yi kullanıyor. İran’a S-400 füze savunma sistemi sevkiyatının başlaması ve Türkiye’ye yönelik Enerji restleşmelerinden sonra Türkiye’nin Katar ve Azerbaycan’a yakınlaşmasının ardından, Azerbaycan enerji şirketi SOCAR’A ait petrol platformunda bugün yaşanan yangın bu fikri destekleyen veriler.
Ayrıca önemle hatırlanması gerekir ki Suudların petrol üretimini on katına çıkardığı 2014 Yazında Rus ekonomisi büyük zarar görmüştü ve Suudlar geçtiğimiz günlerde petrol üretimini kesmeyeceğini açıkladı. Putin Batıya karşı elinde bulundurduğu Doğalgaz kozuna darbe vuran Suudlara duyduğu nefret sebebiyle Suudi-Türkiye yakınlaşmasından rahatsız. Antalya G-20 zirvesinde Suudi Arabistanı IŞİD’i finanse etmekle suçlamasının altında Rus Enerji Ekonomisinin Petrol fiyatlarına karşı olan kırılganlığı yatıyor.
Satranç Ustası
Herkesin idrak etmesi gerekiyor ki Türkiye artık amatör ligde değil.En az ülkesini Sovyetlerin güçlü günlerine ulaştırmak isteyenler kadar her attığı adımı hesaplayan bir Lider’le Devler liginde top koşturuyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan geçtiğimiz günlerde eski Rusya Satranç Federasyonu Başkanından bahsetti. “Hem Rus pasaportu hem de Suriye pasaportu olan kişi bu işin failidir. Hem rejime hem de uluslararası ülkelere satıyor. Bir de meşhur Rusların satranç ustası var, o da petrol tüccarlığı yapıyor. Bizim elimizde belgelerimiz var.” diye konuştu
Eğer oyun kurmada esas rakibin zihnini okumak ve attığı adımı bilmek ise gelecek yılların satranç şampiyonlarının nereden çıkacağı şimdiden bellidir.
Umarız Rusların satranç ustaları hesabını iyi yapar.
Zafer Celal
06.12.2015
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner277

banner309

eticaret

Gümüş Kolye

Öğretmene hediye

Saat

valiz satın alın