Dünyada bütün ülkeler gibi Türkiye’de kendi tarihi tecrübeleri ve sosyal dinamikleri doğrultusunda bir idari sistemi çağın gereklerine uygun şekilde yenileme gayreti içinde olduğu
Başkanlık sisteminin hararetle tartışıldığı şu günlerde konuya hamasi nutukların ve sloganik söylemlerin ötesinde bir fikri yelpazede bakmak gerekiyor
Çağdaş Devlet Sistemlerinde klikler arası çatışmayı en ideal dengede tuttuğu söylenen ABD idari sistemi dahi şimdiye kadar 25 kez değişikliğe uğradı ve revizyona sokulması gereken yönleri olduğu hala tartışma gündeminde
Bu yazıda Konuyu koalisyonun faydaları ve Başkanlığın zararları yada tam tersi koalisyonun zararları ve Başkanlığın faydaları ekseninde veya Türkiyede belli bir azınlığın bir daha iktidar olamayacağı,tek adam rejimine mahkum olunacağı temelinde tartışmak yerine daha üst pencereden bakmaya çalışacağız
Çünkü Türkiye’nin parlamenter sistem tecrübesi sistemdeki tıkanıklığı giderecek çözümleri üretecek kadar fazla fakat bu tecrübeleri insiyatife dökecek siyasi karar mekanizması ne yazık ki yeni işliyor (yıl 2017) ki Cumhurbaşkanı’nın sık sık dile getirdiği “patinaj çekiyoruz”un açıklaması bu 
1960-2002 yılları arasında geçen 42 yılın yarısından fazlası koalisyon hükümetlerine sahne oldu,
Bu yıllar aynı zamanda iki askeri darbe ( 27 Mayıs-12 Eylül),iki muhtıra (12 Mart-28 Şubat) ve üç kez de darbe girişimine maruz kalınan yıllar,(2007 e -muhtırası ve 15 temmuz hariç) ve 7 yıl ise silahlı kuvvetlerin el verdiği ara rejimler.42 yıllık bu tecrübeye askeri darbelerin ardından gelen idam mahkumları,siyasi suikastler,ekonomik krizler şimdilik dahil değil
Bu tecrübeler gösteriyor ki ; parlamenter sistem ve koalisyonlar,sıkça süslenip anlatıldığı üzere toplumsal mutabakatı sağlayan ve kutuplaşmayı önleyen bir cennet bahçesi değilmiş,
Tek başına Koalisyon bu acı tecrübelerin sebebidir -yanlış bir önermedir 
Türkiye gibi jeopolitiği risk altında bulunan:  etnik,dini,mezhepsel ve ideolojik yelpazesi çeşitli renkleri barındıran bir ülkede Siyasi İstikrarı sağlayacak ve “karar alma mekanizması”ndaki tıkanıklığı giderecek adımları atmamak bu acı tecrübelerin sebebidir- doğru bir önermedir,
yürütmedeki tıkanıklığı giderecek bir sivil insiyatif ise ancak yürütmenin güçlü olduğu bir dönemde vücuda gelebilir
Başkanlık Sisteminin literatürde denge,denetleme ve fren mekanizması olarak tabir edilen Dünyadaki örnekleri teklif te ayniyle mevcut
Bu doğrultudaki Tartışma maddeleri ise; Kararname, fesih ve seçimlerin zamanlaması meselesi,
Başkanın çıkaracağı ve muhalefet tarafından sıkça “padişah fermanı” şeklinde yansıtılan kararname yetkisi kanunlara uygun olmak zorunda ve Başkan Meclis’i fesih yetkisini kullanırsa kendi seçimlerini de yenilemek zorunda,
Başkanlık ve Meclis seçiminin aynı anda olma zorunluluğuda (Çifte Meşruiyet) fesih yetkisinin şahsi ve keyfi kullanımını zorlaştırmak için sınır niteliğinde
Milletin önüne iki sandığın koyulacağı,Kuvvetlerin mevcut olandan daha sert ayrılacağı sistemde hükümet dışı aktörlerin siyaset arenasındaki izdüşümlerinin ortadan kalkma ihtimali artıyor
Buda muhalefetin iktidara ulaşmada tali yolları kullanma ve milletin gelenekleriyle, kadim kodlarıyla kavga etme alışkanlığını törpülemesi gerektiğini ifade ediyor
Tek Adam Rejimi Diktatörlük Padişahlık gibi Soğuk Savaş Döneminden kalma ,militan üslubun toplumsal okur yazarlıkta karşılığı yok çünkü pratikte en kötü halde 20 Milyon oyla teorik olarak 27 milyon oyla seçilecek bir Diktatör tabii ki kimsenin aklına yatmıyor
Meclis ve Başkanlık seçiminin aynı anda olması ve ilk turda oyların en az %50 sini geçenin(salt çoğunluk)  Başkanlığı göğüsleyecek olması beraberinde Siyasi Sosyolojiyide değiştirecek ki aslında en heyecan verici ve üzerinde tartışılması gereken tarafı bu
Bu koalisyonların yada toplumsal mutabakatın sonu gibi yansıtılmak istenen sistemin aksine siyasi tabanı ve daha geniş toplumsal kutupları “ortalama adayda” ittifak etmeye mecbur bırakacağını gösteriyor (Türkiye’de şu an faal 96 Siyasi Parti Mevcut)
Yani hükümet dışı aktörlerle seçim sonrası parlamentoda cereyan eden ve tarihi tecrübe gösteriyor ki ekseriyetle sistemin tıkanmasına sebep olan perde arkası pazarlıklar aksine seçim öncesi parti liderlerinde/sokaklarda/seçim bürolarında etkisini gösterecek
Hiçbir parti lideri şu halde tabanın onay vermediği bir ittifaka kalkışamayacak,Yani Muhalefetin Jakobenvari Siz Bilmezsiniz - uslubunu terk edip sokağa,kıraathanelere,taksi duraklarına yani topyekün milletin kılcal damarlarına nüfuz etmesi gerekiyor
Rakip adaya karşı, çapraz ittifakların olacağı ihtimali kutuplaşmanın aksine çok farklı kutupları da 2014’deki “çatı aday” tecrübesi gibi birleştirebileceğini gösteriyor Buda kutuplaşma değil aksine Mutabakat demek
Yani romantiklerimizin ve akademisyenlerimizin koalisyonların faydaları temelinde sıkça işlediği siyasi parçalanmışlığa son verebilme ve farklı siyasi eğilimleri bir potada eritebilme ihtimali,(bunu yaparken aynı zamanda yürütmedeki tıkanıklığı da giderecek) koalisyonda olduğundan çok yüksek,
İlk turda öne çıkan adayların ikinci turda hangi şartlarda destekleneceği yada desteklenmeyeceği siyasi rekabetin fitilini ateşliyor, lakin ilk turda ve ikinci turda seçmen davranışıda değişebilir, ittifaklar güncellenebilir bu da aslında artık askeri darbelerin vekalet verdiği “kolay iktidar” yok demek,
Kitabi bir bilgi olarak ; Başkan hakkında, kişisel ya da göreviyle ilgili bir suç işlediği iddiasıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının en az üçte ikisinin vereceği önerge ile, soruşturma açılması istenebiliyor ve Başkan üye tamsayısının dörtte üç çoğunluğuyla Yüce Divana sevk edilebiliyor,
Mevcut sistemde Cumhurbaşkanı “vatana ihanet” suçu dışında sorumlu değil,
Vekil sayısının 550’ye çıkarılması ve milletvekilinin sadece “seçildiği bölgenin değil tüm milletin” vekâletini temsil edeceği vurgusu ilerde gündeme getirilmesi muhtemel yerel özerklik safsatalarının önüne Devlet erkiyle set çekilmesi demek,
Soru işaretleri barındıran istisnai durum 2010 referandumuyla FETÖ’nün yargıda ve yüksek mahkemelerde kazandığı etkin durumun ardından yeni düzenlemede yüksek mahkeme (Anayasa Mahkemesi. Danıştay. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu) üyelerinin yarısının cumhurbaşkanı tarafından atanacak olması 
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının Cumhurbaşkanı tarafından atanacak olması da akıllara 2008 yılında Ak Parti’ye yönelik yürütülen kapatma davası tecrübesini getiriyor
Yürütmeyi ve Yasamayı denetleyen mekanizmalara siyasi irade yansıtılmaya çalışılırken 2010 referandumu benzeri bir hataya tekrar düşülmemesi yeni anayasa teklifinin en kritik ihtiyacı
Türkiye’nin tarihi tecrübelerine dayanarak modelleştirdiği ve Cumhurbaşkanlığı Sistemi adını verdiği yeni düzenleme neresinden bakarsanız bakın kendi siyasi tarihinin sayfalarında yatan ve yukarda ifade edilen sistemin kriz halleriyle ilgili tecrübelerle dolu;
Başkanlık ve Üniter yapının harmanlanması yerel Siyasi Sosyolojinin dinamiklerini de göz ardı etmediği anlamına geliyor.
Sonuç olarak denilebilir ki Başkanlık Sistemi Türkiye’nin tekâmülü,ihtiyacıdır ve Recep Tayyip Erdoğan varken değil asıl yokken lazımdır

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner333

banner329

banner309

Özel günlerde sevdiklerinize Hediyelennden hediye alabilirsiniz.