Kavalalı isyanından başlayıp sultan Abdülhamid’in tahttan indirildiği 31 mart vakasına oradan cumhuriyetin kuruluşuna dek olan tarihi nesillerimize en baştan okutmadan
İngiliz-Yahudi kardeşliğinin ve Papalığın rekabetini ve egemen güçlerin milletleri yönetme ve yönlendirme kabiliyetini, yöntemlerini analiz etmeden,
Devlet-i Aliye’den ‘’nasıl kökünü beğenmeyen dal ve dalını beğenmeyen’’ meyveler yetiştirip, olgunlaşmadan çürüyen bu meyveleri nasıl kullandıklarını bilmeden, içimizdeki- dışımızdaki- bölgedeki ve dünyadaki gelişmeleri okuyabilmemizin imkanı yoktur,
Dünyayı yöneten ve yönlendiren iki büyük güç yani İngiltere merkezli ve Vatikan merkezli akıl dünya ülkelerinin de kaderini belirleyen güç merkezleridir,
İngiliz-Yahudi Aileler kardeşliği ve Papalık ve kontrol ettiği Almanya’da rekabet halindedir
Fakat her ne olursa olsun Konu Anadolu ve Ortadoğu ise aklınıza gelebilecek tüm güç merkezleri tek merkezden yönetilmeye başlar
İşte bu yüzden ‘’Papalığın kontrol ettiği Almanya Cumhurbaşkanı eski rahip Gauck’’ Türkiye’ye bilinçli hakaret gezisine gelmeden günler önce Haber ajansı Reuter’s’ın Türkiye’nin Almanya Merkezli Avrupa politikasına darbe vuracak planları manşetlerinde ısıtmaya başlaması asla tesadüf değildir,
Fakat İngiltere’nin AB üyesi ‘’olmamasını’’ bir kenara bırakın , Kraliçenin Lordlar kamarasına atadığı ve Maliye sistemlerini emanet edecek kadar güvendiği Siyonist Yahudi isimler asla bizim gündemimizi meşgul etmez- ettirilmez
Papalığın Sultan II. Mahmud’a isyan eden Kavalalı Paşayı nasıl desteklediği,
Halifeliğin arapların elinde bulunması yönünde o dönem nasıl yayınlar yaptırıldığını,
Paşanın Payitahtı ele geçirecek imkânı varken İngilizler tarafından nasıl durdurulduğunu
Devlet-i Aliyenin açılan okullarda ve Avrupada yetiştirdikleri Jönlerle nasıl ateşe verildiğini gazete köşelerinde okuyamazsınız
İngilizler Osmanlıyı parçalayacak bir Mısırlıyı neden durdursun? Dediğinizi duyar gibiyim. Evet.. İngilizler Böyledir ‘’Halifelik’’ ve ‘’Sultanlık’’ gibi Ortadoğu’da Arapları, Kürtleri, Türkleri ve aklınıza gelecek bütün milletleri dizayn edebilecek bir gücü ‘’ parçalamak’’ yerine ‘’ Kullanmayı’’ tercih eder. Çünkü Ateş ve Entrika dolu bu coğrafyayı kontrol edebilmek için bundan daha cazip bir alternatif olamaz,
Yeter ki kullanılabilecek kıvama getirilsin ve Osmanlı: Rus tehlikesine karşı savaşa sokulsun ve Kırım savaşı sırasında ilk borç verilsin,
( İngiltere-Fransa Savaşlarında İngilizlerin savaş masraflarını tek başına üstlenen Modern Finans sisteminin kurucusu Yahudi Rothschild ailesini İngiliz Soylusu haline getiren, Avrupa ve Dünya medyasını,Borsasını,Enerji piyasasını kontrol edecek kadar büyük bir güce ulaştıran yegane stratejidir: Savaşan ülkelere borç verilir ödeyemezse merkez bankalarının para arz yetkisi istenir)
Tabi ki borç bugünkü gibi içeride üretilen yerleşik aileler aracılığıyla verilir,
Bugün medya ve para gücünü elinde bulunduran Türk Görünümlü ailelerimizin ismi o gün ‘’Galata Bankerleridir’’. Rus tehlikesine karşı tüm servetini ortaya koyan ve karşılığında Avrupalı hissedarlarına Osmanlı Gelirlerini teminat gösteren, Devlete ilk borç veren iki banker, Fransız Jacques Alleon ve İtalyan Teodor Baltazzidir.
İşte para aracılığıyla tekliflere açık hale getirilen ; İngiliz-Yahudi merkezinin kontrolündeki Mason Locaları ve Vatikan’ın Kontrolündeki Yabancı Okullar aracılığıyla içeriden oyulan, Avrupa da yetiştirilen Jönler ve kurdukları İttihat ve Terakki hareketi aracılığıyla temellerine dinamit döşenen Haneden;
%10-%15 komisyonla Berlin-Bağdat hattında kurulan demiryolları çevresinde çıkan petrollerin işletmesini İngiliz-Yahudi ortaklığı şirketlere devretme teklifini kabul etseydi,
Ve o Payitaht bu teklifi reddedip milletinin yanında savaşmayı tercih etmeseydi,
Filistin Topraklarını tüm dış borçlarının silinmesi teklifine rağmen satmayan Osmanlı Sultanlarını ve aynı zamanda İslam Halifelerini düşman ilan eden nesiller asla yetiştirilmezdi ve Bu gün Hanedan torunlarını sefalet ve sürgün içinde değil Kraliyet Ailesinin torunları gibi Galata Bankerlerinin gazetelerinde ve Paradan şatolarında zevk-ü sefa içinde seyrederdik.
İran petrollerini İngiliz Anglo-Iranian Oil Company Ltd Şti nin elinden alıp millîleştiren daha sonra diktatör ilan edilip indirilen Musaddık’ı,
Tarım arazilerini millileştiren Pehleviyi gönderip
İmam Humeyni önderliğinde İslam rejiminin iş başına gelmesini göze alan İngiltere, Hanedanlığın devamını ve kontrolünü de gayet tabii göze alacaktı,
Zaten Rusya, Vatikan-Almanya Ortaklığı, ABD ve İngiliz-Yahudi Ortaklığı; güç merkezlerinin arasında güttüğü denge Ulu Hakana tam 33 sene kazandırmıştı,
Unutmayalım, Kimlikler ve Şekiller birer araçtır
Parayı, Enerji Hatlarını, Bankaları ve Akrabalıkları öğrenmeden doğru sonuca gidemeyiz
Merkezi Londra’da bulunan ‘’Yahudi Mayer Rothschild’’ ortaklığıyla 1856 yılında kurulan ve daha 13 yıl önce 2001 yılında ‘’Garanti Bankasının’’ bünyesine katılan Osmanlı Bankasının
( Rothschild bu tarihte İngiltere, Almanya ve Fransa Merkez Bankalarını da elinde bulunduran Yahudi Ailedir)
1912 yılında kurulan ‘’Turkish Petroleum International Company Ltd.Şti’’ nin hangi amaçla kurulduğunu ve kimlere hizmet ettiğini asla bilmeyiz,
Levanten Fransız bir Mimara yaptırılan Osmanlı Borçlarını denetlemek için kurulmuş ve şuan İstanbul Lisesine ait Duyunu Umumiye Binasının, Galata da müze olarak kullanılan Osmanlı Bankası binasının hangi mesajı taşıdığını öğrenemeyiz..
1960 darbesini,12 Nisan Muhtırasını,1980 darbesini ve her cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi yaşadığımız krizleri bu güç merkezlerinin gölgesinde bir daha düşünün,
İngiltere’nin ve tarihi ortakları Yahudilerin kontrolünde yeşertilen Laiklik,Solculuk,Kemalizm kavramları yakın tarihi manipüle etmek ve içinde yaşadığımız coğrafyayı unutturmak için hayata geçirilen bir projedir,
Ve karşılarına da her zamanki gibi zıt kutubu oturtup kaos ve kavgadan darbe ve ihtilaller çıkarmak uzman oldukları yegane alandır,
1960 darbesinin hemen ardından sözde A.B.D nin mağlubiyetini kutlayan ve yakın tarihe söven ithal gençliğimiz Duyunu Umumiye nin modernize edilmiş hali İMF den darbenin hemen ardından nasıl ve neden borç aldığımızı sorgulamaz-Sorgulatmazlar!
İşte Türkiye de her cumhurbaşkanlığı seçimleri hanedanın son üyesiyken öldürülmekten son anda kurtarılan Sultan II. Mahmud Döneminden beri çatıştığımız bu odakların güç mücadelesi gölgesinde geçer!
Sorun en tepede devletin zirvesinde hangi gücün egemen olacağı sorunudur!
Papa Karlofçadan bu yana, İngilizler Rus savaşından bu yana, Siyonistler İlk Borcu aldığımızdan bu yana kazanmaya ve sevinmeye alıştığı için Başbakan Erdoğan’ın 14 yıldır atlattığı 31 Mart vakaları, Bab-ı Ali baskınları, Osmanlı Bankaları ve Duyunu Umumiye Operasyonları, Ermeni, Kürt, İrtica tehditleri tekrar tekrar ısıtılıp masaya KOZ olarak sürülüyor,
Bakın İdari sistemi kopyalayıp yapıştırdığımız Fransa dahi Yarı-Başkanlık sistemine geçiş yapalı 56 sene oldu,
Payitahtı ortaçağ karanlığı olarak görsekte Medeniyetine hayran olduğumuz İngiltere’de Kraliçe asla sembolik değildir ve olamazda
Sarayın Yönetim üstündeki etkisine dair referandum yapılsa ve Kraliçe ve Ailesinin devamını istiyor musunuz diye sorulsa kesinlikle evet oyu çıkar, Yani İngiltere Halkı bu durumdan rahatsız değildir
İngiltere’yi yönetecek Sermayedarlar her daim Kraliçenin onayıyla iş başına gelir ve bir soylu geleneği olarak Ömür Boyu görev yapar
Fakat üç dönemden fazlasına müsaade etmeyen bir Liderin Yönetim anlayışını Dikta Yönetimi ilan edebiliriz,
Ve bugün Türkiye’de ikibin senedir Monolitik ( Tekçi ve Otoriteci) Yönetim Gelenekleri olan bir toplumda Yürütmenin şeklinin ne olacağını tartışabiliriz,
Başbakan ‘’Cumhurbaşkanı olmam durumunda yetkilerimi sonuna kadar kullanırım’’ dediğinde ‘’Padişah Tayyip’’ manşeti atabiliriz,
( ÖZAL yetkilerimi sonuna kadar kullanırım deyip Bakanlar Kurulunu iki kez topladığında oda benzer saldırılara maruz kalmıştı)
Fakat Fransa’da seçimle iş başına gelmiş Devlet Başkanı Başbakanı tek imza ile görevden alabilir, İngiltere’de Saray geleneklerini hala yaşatan Kraliçe Ömrünün sonuna dek görev yapabilen Soylular atayabilir…
Eğer Anadolu Çocukları İmparatorluk Bakiyesi Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bir numarasını oylayacaksa;
Ve en kuvvetli aday yukarıda saydığımız dengelerin hepsini alt-üst eden Başbakan Erdoğan’sa;
Axel Springerin ortağı olduğu medya grubunu, Onların ‘’Sözcülerini’’Papalığı, Almanya’yı, İngiltere’yi, İsrail’i HANEDAN ve SULTAN korkusu sarabilir…
Ve tüm kozları duvara tosladığından Abdulhamid Hana karşı kullandıkları ERMENİ kozuyla yeniden gelmek isteyebilirler ve Türkiye Cumhuriyeti TAZİYE MESAJIYLA bunada önlem alabilir,
Tüm Bunlar zorunuza gidebilir,
Evet, Hanedan Torunları Bankasız, Parasız ve Medyasız olabilir
Tek tuşla milyarlarca dolar Manüpilasyon yapabilecek Finans Koordinasyonuna sahip olmayabilir,
University of Cambridge’den mezun olup, Royal Dutch Shell yâda Bank of America Corporation Company’de Üst Düzey Yönetici olmayabilir,
Fakat Ağustosta göreceğiniz üzere;
Basiretsiz, İnançsız ve umutsuz değil
Necmettin MUTLU
Mayıs-2014

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner333

banner309

banner277

Özel günlerde sevdiklerinize Hediyelennden hediye alabilirsiniz.