Geçenlerde Taha Akyol hoca köşesinde değinmişti; Singapurlu Müslüman ekonomist  Mahbubani, Amerika ile rekabet eden Asya mucizesinin temelini anlatırken şu örnekten yola çıkıyor: 2005-2006 yıllarında Amerika’daki Hindistanlı öğrenci sayısı 77 bin. Çinli öğrenci sayısı 63 bin. Güney Kore 59 bin ve Japonya 39 bin öğrenci ile bunu takip ediyor. Bu öğrencilerin ülkelerine döndüklerinde de nasıl bir ekonomik ve sosyal dinamizm yarattıklarına dikkat çeken Mahbubani, “Ne yazık ki Pakistan medreselerinde 1.5 milyon öğrencinin ise savaşçı olarak yetiştirildiğini” ıstırapla belirterek, yeni nesilleri motive etmenin yolu “milli” eğitimler kadar, “evrensel” ölçülerde de donatmaktan geçtiğinin altını çiziyor. Yani ülke gençliğini “kefenle, ölümle, darağacı” söylemleriyle motive etmekten kaçınmak bu nedenle önemli. Siyasi liderlerin bilgi, bağımsız düşünme, yaşadıkları yüzyılı iyi anlama gayretleriyle gençleri motive etmeleri bu nedenle çok ama çok önemlidir. Hamdolsun ki, aile yapımız dini, milli ve geleneksel yapı konusunda yeterli bilince sahiptir, bu anlamda çocuklarımızın geleceği anlamında sıkıntımız olmaz. Muhtelif sosyal ve kültürel eksikleri de gidermek, gereğini yapmak zaten siyasal iktidarların görevi değil mi?..

Mesele, yurt dışına doktora vs. öğrenci göndermekten ibaret değil elbette, önemli olan, bunun neden gerekli olduğunu kavramak ve ülkenin geleceğindeki yerini iyi bilmek gerekliliğindendir. Bilgi, en kuvvetli üretim faktörüdür. Kaliteli insan gücü ve genç nüfusun bu sisteme entegrasyonunun önemi de buradadır.

OECD Eşitsizlik Raporu yoksulluğun arttığını belirtirken, bu artıştan “en fazla Türk gençliğinin etkilendiğini” raporuna yazıp yüzde 28.5 yoksulluk oranı ile 34 OECD ülkesinin birinci sırasında yer aldığını ifade etti. OECD Genel Sekreteri tüm ülkelere çağrı yaparak, kendi ülkelerinin sosyal dokusunun bozulmaması için eşitsizlikteki büyümeyi bitirecek uygulamalara hız verilmesini istedi. Raporda, Türkiye’deki en zengin yüzde 10’luk kesim ile en yoksul yüzde 10 arasındaki gelir  farkının 17 kat olduğu da yer alıyor. Bakınız, 0-17 yaş arasındaki gençlerde ‘göreli gelir yoksulluğu oranı” yüzde 30!.. Bu, 34 OECD ülkesi arasındaki en kötü oran!.. 25-65 yaş arasında ise bu oran yüzde 15. Bu yaş kategorisinde de beşinci sırada yer alıyoruz!..

Türkiye’de en zengin yüzde 10’luk kesimin gelirden aldığı pay yüzde 32!.. Yani toplam gelirin üçte biri, en zengin yüzde 10’a gidiyor!..

Emniyet Genel Müdürlüğünün son yayınladığı raporlar da toplumsal çöküntüyü öylesine ortaya koyuyor ki, ürpermemek elde değil!.. AB ülkeleri arasındaki matematik-fen kaynaklı test sonuçlarında “sıfır” çeken tek ülkenin suç istatistiklerinde aşağıdaki oranlarda olmasının hiç payı yok mudur sizce de?

Bakınız; son on yılda uyuşturucu madde kullanımındaki artış yüzde 1.700.

Boşanmalardaki artış yüzde 2 bin 800.

Fuhuş yapan kadın sayısındaki artış yüzde 1.700. Bir başka yönü, 2004 yılında 100 bin kişi olan hayat kadını sayısı 2014 yılında 3 kat artarak 300 bine ulaşmış. Vesika almak için başvuran kadın sayısını yazmaktan utandığımı da belirteyim. Zina suç olmaktan çıkarıldığı halde uluorta yapılan bu ahlaksızlıkların da sosyal ve manevi dokumuz üzerindeki etkilerini tahmin etmek hiç de güç sayılmaz.

Türkiye’de 2005 yılında 55.870 olan tutuklu ve hükümlü sayısı 2014 yılının son ayında yüzde 185 oranındaki artışla yaklaşık 160 bine yükseldiği de yine istatistikler arasında yer alıyor.

Suç oranlarındaki korkutucu; birinci sırada 33 bin hırsızlık, 28 bin adam öldürme, 28 bin uyuşturucu kullanma, 19 bin yaralama, 19 bin yağma ve gasp, 15 bin cinsel istismar vakası var.

En vahim istatistiklerden birisi de çocuk suçlu sayısındaki patlama; istatistiklere göre 12-17 yaş grubunda 794 çocuk cezaevlerinde bulunuyor. 18-20 yaş grubunda ise bu rakam 7 bin.

Çocukların ve gençlerin cezaevinde bulunma sebepleri ise sırasıyla; uyuşturucu, hırsızlık, gasp ilk üç sırada.

Uyuşturucu illetinden kurtulmak için AMATEM’e yapılan başvuru sayısı 2004 yılından bu yana yüzde 2 bin artmış durumda!..

Siyasi demeçleri, propaganda söylemlerini, vaatleri vs..aslında ibretle izliyoruz. Sorumluluk makamları ne yazık ki bu verilerin, görünür görünmez sıkıntıların, açlığın, yoksulluğun farkında değillermiş ya da hiç sorumlulukları yokmuş gibi davranmaları ne kadar hazin!..

Ekonomi tıkırında, milli gelir süper.. Eğitimde dünya bize imreniyor.. Ortadoğu’da bizim haberimiz olmadan kuş bile uçmuyor.. Asgari ücret fazla bile geliyor.. Emekli yatırım üstüne yatırım yapıyor.. İşçi ücretleri bal-börek!..

Her şey güllük gülistanlık diyenlere sesleniyorum; gecmişe  beraber bir daha mı baksak?!..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner333

banner329

banner309

Özel günlerde sevdiklerinize Hediyelennden hediye alabilirsiniz.